>Yazılar arşiv 09.2008
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kenanca

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

Çocukların hatalarından ders alma

becerileri 8 yaşında henüz gelişmemiş ANKARA (A.A)

Çocukların 8 yaşındayken hatalarından ders alma becerilerinin, 12 yaşındakilerin ya da yetişkinlerinki gibi olmadığı belirlendi

         Söz konusu yaştaki çocukların öğrenme stratejisinin tamamen farklı olması, Hollanda’daki Leiden Üniversitesinden araştırmacıları da şaşırttı.
         Katılımcıların MR’ını çeken araştırmacılar, 8-9 yaşındaki çocukların beyninin anlama-kavrama ile ilgili bölgelerinin olumlu yorumlara güçlü tepkiler verdiğini, ancak olumsuz yorumlara cevap vermekte zorlandığını gördü. 12-13 yaşındaki çocuklarda ve yetişkinlerde ise anlama-kavrama merkezlerinin olumsuz geribildirimlerde daha fazla, olumlu yorumlarda daha az etkin olduğu belirlendi.
         Araştırma sırasında, beynin hemen dışında yer alan sinir düğümlerinin olumlu geribildirimlere güçlü tepki verdiği de saptandı. Bu bölgenin faaliyetinin değişmediği, her grupta etkin kaldığı görüldü.
         Bilim adamları, araştırma sonuçlarının özellikle 8 yaşındaki bir çocuğa neden hatalarından ders almayı öğretmenin zor olduğunu gösterdiğini, bu konuyu öğretmenlerin göz ardı etmemesi gerektiğini belirttiler.
         Bu farklılığın hataları daha iyi kavramaya yarayan deneyim birikimi, beynin gelişmesi ve psikolojik olarak olgunlaşmasından kaynaklandığını düşünen araştırmacılar, şimdi 8 ve 12 yaşındaki çocukların beynindeki bu farklılığın nedenlerini kesin olarak bulmak için kolları sıvadı.
         Araştırma "Journal of Neuroscience" dergisinde yayımlandı.

:Milliyet

Yasak aşkın bedeli 100 milyon dolar

Dünyaca ünlü müzik grubu Rolling Stones'un üyesi 61 yaşındaki Ronnie Wood'un 23 yıllık eşi Jo Wood. 

Dünyaca ünlü müzik grubu Rolling Stones'un 61 yaşındaki üyesi Ronnie Wood, 20 yaşındaki Rus garsonla objektiflere yakalandı.

Wood'un kendinden 41 yaş küçük Rus garsonla olan yasak aşkını kanıtlayan fotoğrafları üzerine, ünlü gitaristin 23 yıllık eşi Jo Wood yaklaşık 100 milyon dolarlık boşanma davası açtı.

Rolling Stones'un gitaristi, Londra'da Locanda Locatellii'de eski Rus garson Ekaterina Ivanova ile romantik bir akşam yemeği yerken görüntülendi. Bir zamanlar alkol ve uyuşturucu tedavisi gören Ronnie, akşam yemeğinin yanında içki yerine kola içmeyi tercih etti.

Romantik akşam yemeğinde birbirlerine oldukça samimi davranan çift, birbirlerinin ellerinden dondurma yediler.

Ronnie'nin eşi Jo, bu görüntüleri görür görmez avukatını arayıp Rolling Stones'un gitaristi Ronnie Wood'a 100 milyon dolarlık boşanma davası açmayı planladı.

 

:Milliyet

Özgür medyayı kucaklayın

6549424 
NEW YORK / DHA
 
 

Dünyanın önde gelen medya yöneticilerini bir araya getiren ’The Paley Center for Media’nın Başkanı Pat Mitchell, Başbakan Erdoğan’a mektup yazarak, özgür basına sahip çıkmasını istedi.

Mitchell mektubunda, "Açık basına olan bağlılığınızı yeniden teyit etmenizi ve medyanın görevlerini engellerle karşılaşmadan yerine getirebileceği ortamı yeniden tesis etmenizi rica ediyoruz" dedi.

BASIN alanındaki en önemli uluslararası kuruluşlar arasında yer alan ’The Paley Center for Media’, Başbakan Tayyip Erdoğan’a gönderdiği mesajda, özgür basına taahhüdünü tekrarlamasını istedi.

Dünyanın önde gelen televizyon kanalı ve radyo sahipleri ile medya yöneticilerini bir araya getiren ve danışma kurulu başkanlığını ABD’nin Dışişleri eski bakanlarından Henry Kissinger’ın yaptığı ’The Paley Center for Media’, Başbakan Erdoğan’a bir mektup gönderdi. Mektupta, Erdoğan’ın Doğan Grubu’na dönük açıklamalarından dolayı duyulan kaygılar iletildi.

Ünlü CBS TV kanalının ilk sahibi William Paly tarafından kurulan ’The Paley Center for Media’nın Başkanı Pat Mitchell, Erdoğan’a yazdığı mektupta, basının ancak, "Korkunun olmadığı bir ortamda" faaliyet gösterebileceğini belirtti.

6549426

 

Erdoğan toplantıya katıldı

New York ve Los Angeles’ta iki ayrı merkezi bulunan kuruluş, 2006 yılındaki uluslararası danışma kurulunu Henry Kissinger’ın da katılımıyla İstanbul’da toplamış, Başbakan Erdoğan da kapanış oturumuna katılarak bir konuşma yapmıştı. Mitchell mektubunda, Erdoğan’a 2006 yılında İstanbul’daki toplantılarına katıldığını da hatırlatarak, şöyle dedi:

Çok kaygılıyız

"Doğan Medya Grubu ve bu grubun Almanya’daki Deniz Feneri Derneği yargılamasına ilişkin son açıklamalarınızdan çok kaygılıyız. Farklı kültürleri ve gelenekleri kabul etmesi, Türkiye’yi, Doğu ile Batı arasında tarihi bir köprü ve bütün dünya için açıklık ve ifade özgürlüğünün bir sembolü de yapmıştır. Bu kabul, beraberinde muazzam bir sorumluluğu da getiriyor. Bu, haberlerini gözdağı ve misilleme korkusu olmadan verebilecek bir medyayı kucaklama ve bunu savunabilme sorumluluğudur. Sizden açık basına olan bağlılığınızı yeniden teyit etmenizi ve medyanın görevlerini bu tür engellerle karşılaşmadan yerine getirebileceği bir ortamı yeniden tesis etmenizi saygıyla rica ediyoruz."

:Hürriyet

Türk elçilik görevlisinin skandal görüntüleri

Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği'nde çalışan Sarper Y. isimli memurun Rus kadınlara çalışma vizesi vererek fuhuşa yönlendirdiği iddia edildi.



Rus devlet televizyonu RTR'de yayınlanan "Spetsialnıy Korrespondet" (Özel Muhabir) adlı programda elçilikte sekreter olarak görev yapan Sarper Y.'nin Moskova'da bir kafede Rus bir bayanla buluştuğu görüntüler ekrana getirildi. Haber programında "Sarper Y., Rus kadınlarının Türkiye'ye gitmeleri için yardımda bulunuyor. Rus kadınlarının pasaportlarına elçilik imkânlarını kullanarak çalışma vizesi vuruyor. Böylece Türkiye'de yasal hale geliyorlar." ifadeleri kullanıldı. İddialar üzerine açıklama yapan Türk Büyükelçiliği, Sarper Y.'nin açığa alındığını duyurdu. Bahsi geçen elçilik görevlisi hakkında tahkikat başlatıldığı da belirtilen açıklamada, Ankara'dan müfettişlerin gelip gerekli incelemeleri yapacağı ve hukukî sürecin devam edeceği kaydedildi. Programda Sarper Y.'nin skandalın patlamasının ardından sinirli ve gergin olduğu kaydedilirken, "Çünkü içinde bulunduğu ilişkiler kendisi ve büyükelçiliği adına rezalet. Olup bitenler kendisinin büyükelçilik çatısı altında bu işlerle meşgul olduğunu gösteriyor." denildi. Haberde Türk elçilik görevlisinin, zaman zaman Olga adlı bir kadın ile görüştüğü, Olga'nın bir kadın pazarlayıcısı olduğu bilgisi verilirken, Rus kızların garson veya dansöz olarak yurtdışına çıkarıldığı, Türkiye'de ve Arap ülkelerinde fuhuşa zorlandığı anlatıldı.

:Milliyet

Amerika dönüşü yeniden sahnede

Zeliha Sunal, Amerika seyahati dönüşü yeniden Murphıy’s Gece Kulübü’nde sahne alacak.

Sunal’ın 1 Ekim Çarşamba gecesi konuklarına sunacağı şovun adı da

 “Bayram Geldi, Hoş Geldi” olacak. Geçtiğimiz günlerde hem sahne almak,

hem de yeni albümü öncesi enerji toplamak üzere Amerika’ya giden ünlü şarkıcı

Zeliha Sunal, uzun süredir sahne aldığı Murphy’s Gece Kulübüne yine muhteşem bir şovla geri dönüyor.

Sunal, 1 Ekim Çarşamba gecesi sahne alacağı Murphy’s’de yine birbirinden güzel şarkılar

seslendirecek ve konuklarına keyifli saatler yaşatacak.Amerika dönüşü yeniden sahnede

Kıvanç'a küsüm çünkü...

Röportaj : Merve YASMUT
 
Kıvanç'a küsüm çünkü... Berk Oktay, podyum dünyasına ateş püskürdü. İşte öfkeli sözler.

"Akasya Durağı"nın genç yıldızı Berk Oktay, hem oyunculuk kariyeri hem de özel hayatı hakkında açıklamalar da bulundu. Şov dünyasının ikiyüzlülüğünden dem vuran genç oyuncu, Kıvanç Tatlıtuğ'la küs olduğunu açıkladı: "Kıvanç'la çok iyi dostuk ama şimdi dargınız. Çünkü bu camiada dostlukların arasına maddi şeyler giriyor. Kıvanç'la bu nedenle dargınız demiyorum ama sonuçta oynuyoruz hepimiz. Kimse gerçek kimliğiyle olamıyor malesef."

- "Tatlı Bela Fadime" dizisi biter bitmez "Akasya Durağı"nde rol almaya başladınız. Tatil yapmaya fırsat bulabildiniz mi?

Hayır, tatil yapamadım. "Tatlı Bela Fadime"de armatörü oynuyordum şimdi ise bir taksiciyi canlandırıyorum. Takım elbiselerimi çıkardım, taksi şoförüne uygun kıyafetler giydim. Sette ilk geldiğim de kimseyi tanımıyordum. Bir tek

Melek Abla'yı (Baykal) önceden tanıyordum. Bana zamanında da çok destek vermiştir kendisi. Daha sonra rol arkadaşlarımla kaynaştım. Mesela Seda Sayan'la yaptığı evlilik yüzünden Onur'a (Şan) kimi insanlar önyargıyla yaklaşıyorlar fakat Onur, o kadar delikanlı o kadar düzgün bir adamki bu önyargıların hepsini silip atabiliyor.

- "Akasya Durağı"nda canlandırdığınız Murat karakterinden bahseder misiniz?

Murat, hukuk fakültesinde öğrenci. Hem okul harçlığını çıkarabilmek hem de annesine bakabilmek için taksi durağında çalışıyor. Bu arada durakta çalışan taksicilerin hukuksal problemlerine de yardımıcı oluyor. Bir de taksideki tek kadın şöfor olan Melahat'in kızı Tuğçe ile aşk yaşıyor.

- Peki, Murat ve Tuğçe nasıl tanışıyor?

İkisi de aynı okula gidiyor. Bir gün okulda çarpışıyorlar ve Tuğçe'nin üzerine çay dökülüyor. Tuğçe ilk başta taksicilik yaptığı için Murat'ı beğenmiyor. Murat da çok gururlu bir çocuk. Her karşılaşmalarında bakışmaları oluyor. Daha sonra zamanla Tuğçe, Murat'a aşık oluyor. Ve ilişkileri başlıyor. Ve her Türk filminde olduğu gibi bu ilişkide de pürüzler oluyor.

- Bu pürüzler sırf Türk filmlerinde değil, yabancı filmlerde de olabiliyor.

Doğru ama Türk filmleri özgün olamıyor malesef. Senaristlerimiz de kalıplaşmış mantıklar var. Bizim dizimizde de Murat'ın eski sevgilisi ortaya çıkıyor ve 'hamileyim' diyor. Tuğçe de Murat'ı terk ediyor. Murat, Tuğçe'nin peşinde koşmak yerine 'Bebeğime sahip çıkacağım' diyor.

Sürücülüğün kadını erkeği olmaz

- Diziye başlamadan önce taksicileri gözlemlediniz mi?

Görüşme gününden sonra arabamı park ettim nereye gidiceksem taksiyi tercih ettim. Onları gözlemleme fırsatı buldum. Günümüzde taksiciler hayatlarından memnun değiller, en çok korsan taksilerden şikayetçiler.

- Bu süreçte hiç kadın bir sürücüyle karşılaştınız mı?

Hayır karşılaşmadım. Ama karşılaşmak isterdim sonuçta alışıla gelmiş bir durum değil. Bence sürücülüğün kadını erkeği olmaz. Erkekler de hata yapabiliyor.

- 2003'te Best Model birincisi oldunuz. Modellikten oyunculuğa geçişiniz nasıl oldu?/_np/8126/6518126.jpg

Askere gitmeme 12 gün kala Türker İnanoğlu'ndan "Oyun Bitti" adlı dizi için teklif geldi. Kontrat yaptık. Bu dizide Azra Akın'la birlikte başrol oynadım. Kıvanç'tan (Tatlıtuğ) dolayı Azra zaten yakın arkadaşımdı. Gerçi şimdi Kıvanç'la da dargınız.

- Aranızdaki dargınlığın nedeni nedir?

Bizim piyasa da dargınlıklar oluyor. Şov dünyasındakiler yalnız insanlarız. Dostum dediğim iki kişi vardır o da camia dışındandır. Çünkü bu camiada dostlukların arasına maddi şeyler giriyor. Kıvanç'la bu nedenle dargınız demiyorum ama sonuçta oynuyoruz hepimiz. Kimse gerçek kimliğiyle olamıyor malesef.

- Sinema filminde rol almak hayalleriniz arasında mı?

Geçen sene ciddi olarak bir sinema teklifi geldi. Fransız-Türk ortak yapımı bir filmdi. Fransız bir kız ile Türk erkeğinin imkansız aşk hikâyesi anlatıyordu. Ancak "Akasya Durağı" projesi daha çok aklıma yattığı için tercih etmedim. Sinema için doğru zamanı kolluyorum. Şener Şen, Nehir Erdoğan, Nurgül Yeşilçay, Meltem Cumbul, Sanem Çelik, Murat Han gibi isimlerle aynı filmde oynamak çok isterim.


Pilates hocamın kızına aşığım

- Dizide aşk yaşadığınız Tuğçe'yi canlandıran Zeynep Dörtkardeşler'le aranız nasıl?

En başta söyleyeyim bir dizi aşkı yok. Çünkü Zeynep'in beraber olduğu insan benim çok eski bir arkadaşım. Anlayacağınız Zeynep bana emanet. Karşı cinsime hiç güvenemiyorum malesef. Bu yüzden özel hayatımda da çok aceleci davranmıyorum. Sevgiden ziyade saygıya güveniyorum.

- Şu an hayatınızda biri var mı?

Çok yeni bir ilişkim var. Fakat bu kişiyi tanımıyorsunuz. Gerçi tanınmış biriyle de ilişkim oldu.

- Bu kişiyi açıklayacak mısınız?

İsmini açıklarsam o kişi, benim üstümden reklam yapmaya çalışıyor diyecek. Ayrıca şuan ki ilişkime nazar değmesin diye konuşmak istemiyorum. Sevgilim, pilates hocamın kızı.

- Bu röportajdan sonra pilates hocan seni derslere almazsa...

Biliyor zaten kızıyla beraber olduğumuzu. Ancak ilişkimiz başladığından beri derslerde bacaklarımı biraz daha fazla ayırıyor, biraz daha fazla terliyorum.

- Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Facebook'a üyeliğim yok. Bazı şahıslar Facebook'ta adıma üyelikler açılıp, benim adıma konuşuyorlar. Bu kişilere kimse inanmasın lütfen.


Sert ve ketummundur

- Canlandırdığınız Murat karakteriyle Berk Oktay arasındaki farkları sorsam...

Aramızda çok farklar var. Murat da olaylar karşısında sert durabiliyor ama ben daha sert ve ketum bir kişiyimdir. En azından ben eski bir sevgilim bana gelip hamile olduğunu söylese, tutar kolundan doktora götürürüm. Ama Murat bunu düşünemiyor.

- "Akasya Durağı"nda Murat, sevgilisi Tuğçe'den çok çekiyor. Bir önceki dizininiz "Tatlı Bela Fadime"de canlandırdığınız Levent'te sürekli Fadime'nin peşinden koşmak zorunda kalıyordu. Nedir bu durum, kaderiniz mi kadınlardar çekmek?

Evet, Levent'in başına gelmeyen kalmamıştı. Karısı Fadime sürekli onu terk ediyordu. Şimdi canlandırdığım Murat karakteri ise sevgilisi Tuğçe'nin peşinden koşuyor. Alıştım artık, iki dizidir kadınlardan çekiyorum.

Ürdün'de kraliçeler gibi karşılandım

Eda İmik / Fotoğraflar: Murat Kıvrak
 
Ürdün'de kraliçeler gibi karşılandım Songül Öden, "Gümüş" dizisiyle Ortadoğu'da fırtınalar estiriyor.

SONGÜL ÖDEN FOTOĞRAFLARI

Öden, "Dizi için Ürdün'e gittiğimde kraliyet ailesinin korumaları karşıladı. Uçak indiğinde limuzin piste gelip beni aldı. Çok duygulandım gerçekten. Diziye başlarken böyle bir iddiamız yoktu. Belli bir kitlesi olan, mütevazı ve işini çok seven bir gruptuk. Bu setten hepimiz çok şey öğrendik. Bunların karşılığını bu şekilde almak çok güzel" dedi.

DİZİ YÜZÜNDEN EVLİLİK BİTMEZ

Üç sezon devam eden "Gümüş" adlı dizi, Türkiye’deki başarısının ardından Arap ülkelerinde yarattığı etki ile haber oldu. Mısır’da din adamları, Kıvanç Tatlıtuğ ile Songül Öden’in başrolleri paylaştığı dizi yüzünden ülkede boşanmaların arttığını ileri sürdü. Dizinin çekildiği Boğaz’daki yalıya, Arap ülkelerinden turistler akın etti. Yani Arap ülkelerinde bir "Gümüş fenomeni" ortaya çıktı. Tempo dergisi, bu fenomende parmağı olan Songül Öden'le buluştu, işin aslını ona sordu.

- Aslen Diyarbakırlı'sınız. İstanbul’a gelişiniz nasıl oldu?
Evet, Diyarbakırlı'yım. Ama çocukluğum ve gençliğim Ankara’da geçti. Hacettepe Üniversitesi’nde okudum. Eğitimim bittikten sonra "Havada Bulut" projesi için İstanbul’a çağrıldım. Çok edebi ve sağlam kadrolu bir projeydi. Sonra Devlet Tiyatrosu sınav açtı. Diyarbakır’a yollandım. Orada 2,5 sene çalıştım. Çok fazla genç oyuncu vardı. "Usta tiyatrocu" diyebileceğim kimse yoktu. Beklentilerimi karşılamayan bir ortamdı. İstifa ettim ve İstanbul’a döndüm. Döndükten bir hafta sonra da "Gümüş" dizisinden teklifi geldi.

- "Gümüş" dizisi İstanbul’a sığmadı, Arap ülkelerine kadar uzandı. Orada da çok tutuldu. Bu kadar ilgi görmesinin sebebi ne?
Bunun birçok sebebi var. Birincisi kültürlerimizin yakın olması... Böyle söylüyorum, çünkü gittiğimde ben de onlara bu soruyu sordum. Aldığım yanıt buydu. Bence, Arap kadınlar Gümüş’ü kendileriyle özdeşleştirdi. Çünkü kocasını çok seven, sadık, kendini geliştirmeye çalışan, hayalleri olan biri Gümüş... Kocası Mehmet ise zengin ve karısına sevgisini ifade edebilen, ondan başka hiçbir şey düşünmeyen biri. Mehmet, onların ideallerindeki erkek modeliydi. Dolayısıyla kadını kendileriyle ve Muhammed’i (Mehmet) hayallerindeki erkekle eşleştirdiler. Bunun dışında İstanbul’u çok sevmişler. Dizideki dedeyi, Fikri Bey’i çok seviyorlar. Dedeye herkesin saygı duyması, bir holding bile işletirken ona danışmaları, dizinin kendilerine en yakın buldukları yönleri...

/_np/4832/6514832.jpg- Proje önünüze geldiğinde bu kadar çok tutacağını tahmin etmiş miydiniz?
Öyle şeyler düşünmedim. Çünkü reyting hakkında bilgim yoktu. Ben oyuncuydum. Tiyatrodan kopup buraya gelmiştim. Sadece çalıştım. Ve gün geçtikçe bunları öğrendim.

- Bu dizi size biraz da zor günler yaşattı. Kıvanç Tatlıtuğ ile ilişkiniz olduğu iddia edildi. Ve eşinizle (Canberk Ucucu) mahkemelik oldunuz. Bu ilişki doğru muydu?
Sadece işimi yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Bu konuyla ilgili söyleyebileceğim başka hiçbir şey yok.

- "Gümüş" dizisi Arap ülkelerinde ayrılık sebebi oldu. Hatta Kıvanç Bey’e evlenme teklifleri geldi. Siz de bir Arap şeyhinden böyle bir teklif aldınız mı?
Evet, böyle bizi şaşırtan komik tekliflerle karşılaştık. Ama hiçbir zaman, bir dizide yaşanan ilişki yüzünden evliliklerin çatırdayacağına inanmıyorum. Başka bir neden vardır. Dizi bahane olmuştur.

- Kıvanç Tatlıtuğ, Lübnanlı sanatçı Rula Said'in klibinde oynadı. Size de böyle teklifler geldi mi?

Geldi, gelmez olur mu? Artık biz de oranın camiasına katıldık. Çok güzel ve bizi heyecanlandıran teklifler geliyor. Bir şeyler yapmaya başladık. Hep birlikte göreceğiz ne olduğunu...

- "Vazgeç Gönlüm" dizisine nasıl dâhil oldunuz?
Bir yıl boyunca dizi projesi yapmak istemedim. Ve gelen projelere de sıcak bakmadım. Çünkü tiyatro yapmak istiyordum. Ama ajans patronum Gaye Sökmen’in sezgileri ve isteği doğrultusunda bu dizi oldu. Kabul etmem için çok çaba gösterdi. Bir de kadro çok kaliteliydi. Murat Han’ın oyunculuğunu beğeniyordum zaten.

- Canlandırdığınız Ezra nasıl biri?
Törenin dayattığı kuraları reddeden, savaşçı, kan davası güden bir aileden kendini soyutlayıp, okumak için çaba gösteren biri... Bana "Kardelen kızları"nı anımsatıyor. Bu yüzden çok saygı duyuyorum.

- Sinemayı düşünmüyor musunuz?
Birçok senaryo geldi. Ama hiçbiri içime sinmedi. Hem tiyatro hem de sinema benim için çok önemli... Bu yüzden içime sinen bir proje olana kadar beklemeye devam edeceğim. Sonradan utanacağım, rahatsız olacağım bir projede yer almak istemiyorum.

- En son "Kadıncıklar" adlı bir tiyatro oyununda rol aldınız. Tiyatroda yeni bir proje var mı?
Yine Sadri Alışık Tiyatrosu’ndan bir teklif geldi. Beni çok heyecanlandıran bir proje. Çok sevdiğim bir şair olan Attila İlhan’ın şiirlerinden uyarlanmış bir senaryo olacak.

ÜRDÜN'DE BENİ
KRALİYET AİLESİNİN
KORUMALARI KARŞILADI

- Lübnan’da nasıl karşılandınız?
Hollywood yıldızı gibi karşılandım. Ürdün’e gittiğimde kraliyet ailesinin korumaları karşıladı. Uçak indiğinde limuzin piste gelip beni aldı. Çok duygulandım gerçekten. Diziye başlarken böyle bir iddiamız yoktu. Belli bir kitlesi olan, mütevazı ve işini çok seven bir gruptuk. Bu setten hepimiz çok şey öğrendik. Bunların karşılığını bu şekilde almak çok güzel.

- "Gümüş"ün turizme de katkısı oldu.
Evet. Mardin’e gidiyorum, Mardin Valisi teşekkür ediyor. Çırağan’a gidiyorum, oranın müdürü teşekkür ediyor. Ürdün’de kraliyet ailesiyle sohbet ederken, prensesler “Bize böyle güzel anlar yaşattığınız için çok sağ olun” diyorlar. Bu, çok gurur verici.


Mini eteği yasaklıyorlar

6464663 Mini eteğin insanlar üzerindeki "kötü etkileri" gözönünde tutularak yasaklanması istendi.

Uganda Etik ve Namus Bakanı Nsaba Buturo, mini etekle dolaşan kadınlar taşıt sürücülerinin dikkatini dağıttığı ve kazalara yolaçtığı için, mini etek giyilmesinin yasaklanmasını istedi.

BBC'de yer alan habere göre Ugandalı bakan mini etek giymenin, çıplak gezmekle hemen hemen aynı şey olduğunu söyledi.

Buturo, "Mini eteğin nesi mi yanlış? Yanlış çünkü, insanlarımızın bazıları kafaca öylesine zayıf ki, mini etekli görünce kaza yapabiliyorlar." dedi.

BBC'nin Kampala'daki muhabiri Joshua Mmali, gazetecilerin Etik ve Namus Bakanının bu açıklamasını son derece komik bulduklarını kaydetti.

Bakan Buturo, mini etek giymenin ahlaksızlık olarak görülmesi ve yasalar çerçevesinde cezalandırılması gerektiğini bildirdi. Bakan, kısa etekler yüzünden istemeden dikkatleri dağılan kişilerin karşı karşıya olabilecekleri tehlikelere dikkat çekti.

Nsaba Buturo, "Çıplak bir insan görünce o insanın şeklini düşünmeye başlıyorsunuz. Ama bir yandan da araba kullanıyorsunuz. Bugünlerde, kimin anne, kimin kız olduğunu anlamak imkansızlaştı. Hepsi çıplak dolaşıyor." dedi.

Uganda Etik ve Namus Bakanına göre, uygunsuz giysiler, bugün Uganda toplumunun karşı karşıya olduğu ahlaksızlıklardan biri.

Bakan, Uganda toplumunun yüzyüze olduğu diğer sorunları, "hırsızlık ve kamu fonlarını zimmete geçirmek, hizmetleri gerektiği gibi yerine getirmemek, açgözlülük, ihanet, fahişelik, eşcinsellik ve mezhepçilik" diye sıraladı.

Bu yılın başlarında Kampala'daki Makerere Üniversitesi, kurumdaki kadınların giyimine belli kurallargetirmişti.

Cap İstanbul’da büyük kurtarma operasyonu

Fransa'nın Nice kentinde başlayan ve İstanbul'da tamamlanacak olan Cap İstanbul yelkenli yarışında bugün film gibi bir kurtarma operasyonu gerçekleşti.

Yarış sırasında kurtarma operasyonu

Teknesinden suya düşen Sırma teknesi skipperı  Christophe Bouvet’yi bir başka yarışmacı 4 saatlik bir operasyondan sonra buldu. Sırma teknesi sponsorluğunda yarışan Christophe Bouvet, Cagliari’den verilen 2. etap startından  sonra, yaklaşık 30 mil açıkta, hava kararırken denize düştü, yarış komitesi, yarısçılar ve  Italyan Sahil Güvenlik  güçlerinin ortak operasyonuyla 4 saat suda kaldıktan sonra kurtarıldı.

Yarış direktörü Christian Gout, olayı ve kurtarma operasyonunu şöyle anlattı:

“Saat 20.00 sularında yarısçılardan Matthieu Girolet’den bir VHF mesajı aldık, 6464255Matthieu Sırma teknesini geçtiğini, fakat teknenin tüm yelkenler açık yan yatmıs vaziyette sürüklendiğini rapor etti. Sırma teknesine yaptığımız cağrıya cevap alamadık. Bu durumda; ya teknenin içindeydi ama bir nedenle çagrımıza cevap vermiyordu ya da denize düşmüştü. VHF sinyallerinden teknenin yerini tespit ettik ve komite teknesini artan fırtınaya rağmen Sırma’ya yönlendirdik. Eş zamanlı olarak tekneye en yakın konumda olan 3 yarışmacıyı da, 3 millik yarıçapında bir daire içinde aramalara başlamasını istedik. Kendimizi sürüklenmekte olan teknenin rüzgarüstü rotasına mevkilendirdik, tahminimiz teknenin,  suya düşen yarışmacıdan daha hızlı ilerleyeceği  yönünüdeydi. Tüm yarışçılar, yarışı bırakarak, 30 knot kafadan esen, sağanaklarda zaman zaman 40 knot’a çıkan rüzgara rağmen arama çalışmalarına başladılar.

2 saat sonra yarışçılardan Paul Meilhat Christophe’u suda gördü, yüksek dalgalara rağmen yanaşarak teknesine çekmeyi başardı ve Italyan Sahil Güvenliğine ait bir tekneye aktarılmasını sağladı. Olayın suyun nispeten az soğuk olduğu Akdeniz’de olması bizim için sans, Atlantik’te olsaydı herhalde farklı gelişirdi.

Tüm komite ve yarışcılar panige kapılmadan, soğukkanlılıkla önemli bir kurtarma operasyonu gerceklestirdik. Christophe önemli bir sok gecirdi ama sağlığı yerinde.
Yarış abandone edildi ve tüm filo Cagliari’ye geri döndü. Ikinci etabın start tarihine hep beraber karar vereceğiz.’’

Kurtarma opersyonunun detayları:

- Yarışçılardan Mathieu Girolet Sırma teknesine yanasarak kimsenin olmadığını  komiteye bildirdi. Komite  teknesi verilen pozisyona geldi ve bir şişme bot ile Phillipe Chapel Sırma’ya cıktı ve teknenin bos oldugunu bildirdi.  Yarış Komitesinde görevli meteorolog Gerard Veniard’da tekneye çıktı  ve   teknenin Max Sea navigasyon ekranından  seyir izini tespit etti ve Christophe’un teorik olarak denize düstüğü yeri saptanmasına yardımcı oldu. O sırada teknenin yakınında bulunan diğer yarışmacı Gildas Mahe devreye girerek, VHF’le olası koordinatları tüm filoya bildirdi.

- Gece 20.30’dan itibaren yaklaşık 2 saat tüm filo bildirilen koordinatlar arasında  arama calışmalarına devam etti. Yarış komitesinin talimatıyla tüm teknelerden ilk yardım füzeleri atıldı, bundaki amaç Christophe’a moral vermekti..

- Arama çalısmalarının 2. saatinde Paul Mellhat denizde sürüklenmekte olan Christophe’u gördü ve teknesine aldı.

Olayın kahramanı Christophe Bouvet neler dedi:

“Hava düzenli bir sekilde 20-25 knot esiyordu, giderek sertleşecek olan hava için hazırlıklarımı yaparken ani bir sağanakta rüzgar 45 knot’a cıktı ve tekne yan yattı bende teknenin üstünden uçtum, aslında bir ip parçasına tutunmuştum ama tekne doğrulunca balon yelken doldu ve bırakmak zorunda kaldım.

2 metrelik dalgalar vardı, üzerimde fazla olan giysileri çıkardım ve yardım beklemeye başladım, çok fazla  deniz suyu yutuyor ve deniz anaları canımı yakıyordu. 2 saatin sonunda moralim bozulmaya başlamıştı, ta ki Paul’un teknesini görünceye kadar, o an ağlamak istedim ama ailemi düşünerek  son gayret yüzmeye basladım, adeta bir dünya şampiyonu gibi.

Paul’un teknesine çıktığımda hala kendimi suyun içinde gibi hissediyordum, tüm enerjim bitmişti, yuttuğum deniz suları yüzünden de kusmaya başladım.

Hayatımı kurtaran tüm  Figaro’culara , yarış komitesine kocaman bir teşekkür borçluyum.

Tabi bundan sonrası içinde düsünmemiz gerekecek, ufak bir kişisel sinyal vericiyi mutlaka tasımak gerekiyor, en hafif havada bile başınıza ne gelebileceğini kestirmek imkansız. Denizde çok kısa bir anda hersey felakete dönüşebiliyor.  Sanslıymışım filonun önlerindeydim ve arkadan gelen tekneler yarışı bırakıp yardımıma gelebildiler, eğer arkalarda olsaydım öndeki teknelerin 30 knot havada yardımıma gelmeleri oldukça zor olacaktı. Özellikle tüm yarışmacılara ve boş tekneme cıkarak, bilgisayarımdan rota izimi bularak olası mevkimi bildiren Gerard Veniard’a  müteşşekirim.

Umarım organizatörler teknemi  Istanbul’a ulaştırırlar  ve sponsoruma vaadettiğim gibi  Istanbul Boğaz yarışına katılabilirim.’’

Her aşaması literature geçecek şekilde büyük bir   planlama ve soğukkanlılıkla  yürütülen bu  operasyonun basarıya ulasması, hakikaten denizci dayanışması konusunda gelecek  dönemlere örnek oluşturacak.

 

Almanya'da cami kavgası

Almanya'nın Köln kentinde yapılmak istenen Merkez Cami projesine karşı çıkan çevrelerin bugün planladıkları İslam karşıtı gösteri güvenlik gerekçesiyle iptal edildi. Dinlere saygı diyerek caminin yapımını destekleyen grupların dünkü gösterileri, bugünkü protestonun iptaline yol açtığı belirtiliyor.

Aşırı sağcılar hüsrana uğradı

İşte tartışma yaratan cami

"Camiye hayır" partisi bile kurdular

Almanya'nın Köln kentinde bugün yapılmak istenen İslam karşıtı gösteri güvenlik gerekçesiyle iptal edildi.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) tarafından Köln'de yapılmak istenen Merkez Camisi projesine karşı çıkarak bazı çevrelerden beklediğinin üstünde destek gören ve bunu seçim malzemesi yapmak isteyen "Pro Köln" adlı örgüt tarafından organize edilen gösteri, sağduyulu vatandaşların karşıt gösteri yapması ve ortaya çıkan güvenlik zaafları üzerine iptal edildi.

 Fransız aşırı sağcı lideri Le Pen gösteri alanına gelmedi

Yerel saatle 12.30'da planlanan gösteriye katılacağı duyurulan Fransız aşırı sağcı lideri Le Pen gösteri alanına gelmedi. İtalyan Kuzey Birliği Partisinin Avrupa Parlamentosu üyesi Marion Borghezio ise gösterinin yapılacağı duyurulan yerdeki açıklamasında, burada yaptığı açıklamada, aslında özgürlük için burada bulunduklarını ve Avrupa'nın İslamlaştırılmasına karşı olduklarını kaydetti.

Borghezio, kendi haklarını savunmak için burada toplanmak istediklerini ifade ederek, "Biz fundamentalist İslam'a karşıyız. Almanya'da ya da başka yerlerde görev yapan imamlar, çocuklara cihat felsefesi aşılayarak, onları şiddet yanlısı yaparak toplumun içine sokuyor. Avrupa değerlerini yok edip yerine Bin Ladin değerlerini getirmek istiyorlar. Biz ikinci bir 11 Eylül istemiyoruz" diye konuştu.

Köln'deki Deutz Köprüsü tamamen trafiğe kapatıldı

Bu arada çok yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı Köln'deki Deutz Köprüsü tamamen trafiğe kapatıldı. Polis helikopterleri, havadan da kontrolü sağlamak için görev yaptı. Burada görev yapan polis sayısının 5 binin üzerinde olduğu ve çevre eyaletlerden destek kuvvetleri geldiği bildirildi.

Bu arada kendilerine "Otonom" adını veren bir karşıt grup, gösterinin yapılacağı Heumarkt meydanına çıkan sokakları tamamen kapattı. Böylece "Pro Köln" yanlılarını meydana giremedi. Buna karşın bazı "Pro Köln" yanlıları polisin koruması altına alındı. Bu esnada polis ile karşıt gruplar arasında arbede çıkarken, polisin zaman zaman biber gazı kullandığı görüldü.

Aşırı sağcıların da kente girişine müsaade etmediği

Öte yandan polisin, Köln Bonn havalimanına gelen aşırı sağcıların da kente girişine müsaade etmediği bildirildi. Gösterisini yapamayan "Pro Köln"ün, küçük bir uçak kiralayarak havadan İslam karşıtı propaganda yaptığı da dikkati çekti.

Grubun "sözcüsü" Manfred Ruus, savcılığı göreve çağırarak güvenlik önlemleri alınmasını isterken, bugün iptal edilen gösterinin ilerleyen günlerde tekrar yapılması için müracaat edeceklerini belirtti.

Öte yandan "Pro Köln" karşıtları, sabah saatlerinde ünlü Dom Katedrali meydanında bir araya geldi. Sendika, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaşla birlikte gösteriye katılan Anakent Belediye Başkanı Fritz Schramma, Köln'de aşırı sağcılarla ırkçılara yer olmadığını söyledi.

Schramma, Köln'de 180'in üzerinde farklı milletin barış içinde bir arada yaşadığını ve bunu bozmak isteyen aşırı sağcılara müsamaha gösterilmemesini istedi.
Yapılmak istenen İslam karşıtı gösteriyi yasalar nedeniyle yasaklayamadıklarını, ancak sivil toplumun gösterdiği reaksiyonun takdire şayan olduğunu belirten Schramma, "Köln'ün yüzde 10'u Müslüman. Onların da kendi dinlerini en güzel şekilde ve iyi ibadethanelerde öğrenmek hakları. Pro Köln, bugüne kadar inşa edilen tüm güzellikleri yıkmak için faaliyet gösteriyor. Bugün burada Köln'ün ne kadar misafirperver olduğunu tüm dünyaya göstermeliyiz. Biz dışlamak için değil, daha çok uyum için çalışıyoruz. Köln için bir araya gelme günü bugün" diye konuştu.

"Kahverengi, gerçekte kundakçıların, ırkçıların rengidir"

Schramma, aşırı sağcıların kullandığı kahverengini kastederek, "Kahverengi, gerçekte kundakçıların, ırkçıların rengidir. Kahverenginin bizim evimizde işi yoktur. Le Pen ya da Haider, adları ne olursa olsun ırkçı ve aşırı sağcılara kapıyı gösteriyorum. Lütfen dışarı... Köln'de size tolerans yok" ifadesini kullandı.
Pro Köln'ün dün yapmak istediği eylemi de eleştiren Schramma, "Dün hiçbir taksi, restoran, otel kendilerini kabul etmedi. Polisimize ve sağduyulu davranan herkese teşekkür ediyorum. Lütfen provokasyona gelmeyelim" dedi.

Pro Köln'ü protesto etmeye gelenler arasında Sol Parti Federal milletvekili Sevim Dağdelen'in de bulunduğu bildirildi.