>Yazılar arşiv 09.2008
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kenanca

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

'Çin tıbbı' ile 10 yaş gençleşin

Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor.

 Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz...     Çinliler ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde güzelliğin korunabileceğine inanıyor. Güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, yemeli ve içmelisiniz. Mesela ginseng çayı ışıl ışıl bir cilde kavuşmanızı sağlıyor, jojoba

 ve kişniş yağı ile yapılan cilt masajı derin kırışıklıkların giderilmesinde etkili. 5822684

 

 

 

 

 

İşti Çin tıbbının sağlık ve güzellik formülleri. Geleneksel Çin tıbbına göre, sağlıklı ve güzel bir bedene sahip olmak için Chi’nin, yani yaşam enerjisinin vücudumuzdaki akışının dengeli olması gerekiyor. Ancak çeşitli fiziksel veya psikolojik nedenlerden dolayı Chi akışındaki denge bozulursa, işte o zaman pek çok sorun ortaya çıkabiliyor; hem sağlığınız bozuluyor, hem de cilt güzelliğiniz olumsuz yönde etkileniyor.  Dolayısıyla sağlık, güzellik ve gençlik için geleneksel Çin tıbbında sıkça uygulanan ve enerji akışının vücudumuzda dengeli bir şekilde dolaşımını sağlayan 2 felsefi yöntemi hayatımıza katmamız gerekiyor. Ying - Yang dengesi, 5 element öğretisi, Geleneksel Çin tıbbında hangi yöntemlerinin hangi sorunlara karşı etkili olduğunu ve bizi nasıl gençleştirip, güzelleştirdiğini Işık Terapi Merkezi’nin uzmanları anlattı. YiNG - YANG DENGESiNi SAĞLAYIN! Ying tipi Ying tipi kadınlar oldukça dolgun saçlara sahip oluyorlar. Ciltleri ise genellikle kuru ve hassastır. Kırışıklara ve selülite eğimli olmak ise ying tipi kadınların diğer özelliklerinden.  KOKU: Anason, fesleğen, limon, biberiye, portakal, gül ağacı veya tarçın... Bu meyve ve bitkilerin aroma yağlarını düzenli olarak koklamanızı öneriyoruz. İsterseniz seçtiğiniz bir bitki veya meyvenin aroma yağını şişeden koklayabilir, isterseniz 2 damlasını az miktarda suyun içine ilave ettikten sonra yağ lambasında buharlaştırabilirsiniz.  İŞTAHLI VE TEZCANLIYSANIZ  ÇAY: Vücudunuzun zayıf olan Yang yönünü tetiklemeniz için kabuğunu soyduğunuz 2 santim uzunluğundaki ginseng kökü, yine 2 santim uzunluğundaki meyan kökü ve 4 adet hurmayı, bir litre suyun içinde bir saat boyunca kaynatın. Ardından tüm malzemeleri süzgeçten geçirin. Tez canlı ve iştahlıysanız, hazırlamış olduğunuz ginseng çayı bu sorunlarınızın hafiflemesine yardımcı olacak.  BESLENME: Avokado, pırasa ve bitkisel yağları tüketmeye özen gösterin. Zencefil, sarımsak ve dereotu da bedeninize iyi gelecek. AÇLIK KRiZiNE KARŞI Yang tipi Gerçek bir enerji deposu, dışa dönük bir kişilik ve fit bir beden. Bu üç özellik yang tipine ait. Bu gruba ait olan kadınların ciltleri ve saçları genellikle nemden yoksun ve yağlı bir özellik sergiliyor. Zaman zaman ortaya çıkan sivilceler de yang tipi kadınların baş etmek zorunda kaldıkları bir başka sorun. Bunların yanı sıra yang tipinde bağ dokuları gergin, kaslar da şekillenmiş oluyor.  KOKU: Mine çiçeği, papatya, lavanta, lotus, yasemin ve melisa gibi aromatik yağlar zayıf olan ying yönünüzü güçlendirir, yang yönünüzü ise zayıflatır.  ÇAY: Yarım fincan kurutulmuş orkide çiçeği ile bir santim uzunluğundaki meyankökünü 1 litre suda 20 dakika kaynatıp süzgeçten geçirin. Çayınızı 1 tatlı kaşığı balla tatlandırıp için. Cildinizin ve saçlarınızın kısa sürede güzelleştiğini göreceksiniz.  BESLENME: Yang tipi kadınlar şiddetli açlık krizlerine yakalanabiliyorlar. Domates, salatalık, muz, karides ve tofu, Yang tipi kadınların sakinleşmelerine yardımcı oluyor. ELEMENT ÖĞRETiSiNE KULAK VERiN! METAL Derin kırışıklıklar veya yanaklarda oluşan sivilceler, vücudunuzdaki metal elementinin denetlediği akciğerinizde sorun yaşadığınızı gösterebiliyor. Geleneksel Çin tıbbı uzmanlarına göre; yaşam enerjiniz olan Chi' nin vücudunuzda tekrar serbestçe dolaşabilmesi için cildinizi çimdiklemelisiniz. Bir yemek kaşığı jojobo yağını, bir tasın içinde 1 damla kişniş yağı ile karıştırdıktan sonra yüzünüze sürün. Ardından cildinizi baş, işaret ve orta parmaklarınızın arasına alıp, birkaç kez yukarıya doğru çekiştirin. SU Saçlarınız zayıf veya gözleriniz şiş mi? Bu sevimsiz görüntüler, su elementinde bir sorun yaşandığına işaret ediyor olabilir. Ve, bu da geleneksel Çin tıbbına göre böbreklerle yakından ilgili. Sorununuzun çözümü ise aslında çok kolay: 3 yemek kaşığı badem yağını, derin bir kabın içinde birer damla tarçın ve zencefil yağıyla karıştırın. Hazırlamış olduğunuz karışımı, eşiniz, parmaklarla 8 rakamı çizer gibi, sırtınızdan kalçanıza, ardından da ensenize doğru masaj yaparak vücudunuza yedirsin. Bu masaj, göz kapağında bulunan kılcal damarlardaki lenf sıvısının yeniden akıcı hale gelmesini, saçlarınızın da daha güçlü ve daha volümlü olmasını sağlıyor. ATEŞ Hassas, solgun ve kızarık bir cilt, duygusal açıdan da hassas olan ve her sorunu içine atan kadınlarda ortaya çıkıyor. Dolayısıyla geleneksel Çin tıbbının ateş elementini kalple bağlantılı tutmasına şaşmamak gerek. Bu önerimiz, cildinizde ortaya çıkan yanmaların, kızarıklıkların ve içsel sıkıntılarınızın hafiflemesine yardımcı olacak: Bir yemek kaşığı badem yağını, derin bir kabın içinde bir damla lavanta yağıyla karıştırın. Hazırlamış olduğunuz bu karışımı yüzünüze ve sol göğsünüze özenle masaj yaparak yedirin. AĞAÇ Kırılgan tırnaklar ve göz çevresinde oluşan kırışıklar 'ağaç' elementinin tipik bir sorunu. Çünkü bu element de, tıpkı bir ağacın dallarını gökyüzüne doğru uzattığı gibi, vücudumuzun gelişiminden sorumlu. Ağaç elementinin vücuttaki izdüşümlerinden biri de karaciğer. Dolayısıyla dekolte peelingi ile karaciğerinizi desteklemelisiniz. Derin bir kabın içinde, 3 yemek kaşığı pirinci, 3 yemek kaşığı jojoba yağını, 1 yemek kaşığı aloe vera jelini ve 3 damla biberiye yağını karıştırın. Daha sonra bu karışımı nemli cildinize masaj yaparak özenle yedirin. TOPRAK 

Kurumuş dudaklar, zayıf bağ dokuları ve selülitler, vücudunuzdaki toprak elementi ile mideniz arasındaki dengede sorun yaşandığının habercisi olabiliyor. Bu banyo kürü, vücudunuzun tekrar dengeye kavuşmasını sağlayacak: İki portakalı küçük küçük dilimledikten sonra bir litre suyun içinde 5 dakika boyunca kaynattıktan sonra süzgeçten geçirin. Ardından 10 damla kakule yağını ve 3 yemek kaşığı gül suyunu portakal suyuna ilave edin. Hazırladığınız bu karışımı küvetin içine dökün.

İshal çocuğa ne yedirmeli

Özellikle 0-2 yaş grubundaki çocuklarda sık görülen ishal, hızlı sıvı kaybı nedeniyle ölümlere sebep olabiliyor.

 İshal olan çocuklara şekerli gıdalar az verilmeli.
Katı gıdaları alabilen çocuklara verilecek pirinç suyunda bulunan amino asitler, bağırsaklarda hasarın düzelmesini hızlandırmaktadır. Patates, haşlanıp verildiğinde bileşimindeki nişastanın su tutucu özelliğinden dolayı ishalli hastalara faydalıdır. Yoğurt ile karıştırılması çok daha iyi sonuç vermektedir.
Şeftali ve elmada bulunan pektin, bağırsak hareketlerini yavaşlatmaktadır. 

 6443085

Kalp hastalıklarına dikkat

TÜRKİYE FİZYOTERAPİSTLER DERNEĞİ

Kalp hastalıklarına dikkat
Kalp akciğer rahatsızlıkları günümüzde hem ülkemizde hem de diğer tüm ülkelerde yaygın olan rahatsızlıklardır.

Ülkemizde yaygın kanı hastanın iyileşeceği ana kadar yatması hareket için uğraşmaması gerektiği yönündedir. Yine bir yaygın kanı da ilaç ya da cerrahi yoluyla tedavinin sağlanacağıdır. Hareketsizliğin getireceği problemlerden  halkımız maalesef habersizdir.

Fizyoterapinin de  uygun egzersiz programı ile iyileşmeye katkı sağlanacağı ya da hastalığın ilerleme hızını yavaşlatacağı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Kalp akciğer hastalıklarında uygun tanı hekim tarafından konulduktan sonra da kişiye ve kişinin tıbbi durumuna uygun olarak egzersiz programı hazırlanır.Bu programların birinci amacı; hareketsizliğe bağlı oluşan problemlerin önlenmesidir.İkinci amaç iyileşmeye yardımcı olmaktır. Doğrusu şu ki tüm sağlık branşlarında tedaviden önce ek problem oluşturmamak ilk amaçtır.
 Hareketsizlik nedeniyle oluşabilecek problemler;
Bası yaraları ileri dönemde enfeksiyon riski de artar
Dolaşım problemleri
Trombüs ya da emboli riskinde artma
Kaslarda erime ve kuvvet kaybı
Eklemlerde hareket kısıtlanmaları
Solunumda azalma
Algılamada azalma çevreye tepkinin azalması
Depresyon
Kardiak problemlerde artma

Bu maddelere bakarsak hareketsizliği seçtiğimizde ciddi problemlere davetiye çıkarıyoruz demektir. Ama diğer yandan fazla yüklenme de kalp akciğer sorunlarını artırır; dozu ayarlamak işte bu yüzden önemlidir. Burada uzman fizyoterapistin rolü ortaya çıkıyor. Bu fizyoterapistler kişileri mevcut kalp akciğer problemlerinin yanısıra diğer sistemik problemleri ;nörolojik ortopedik dahili v.s. yönünden değerlendirip uygun program oluştururlar.SLOGANIMIZ : DOĞRU kişiye DOĞRU zamanda DOĞRU yerde DOĞRU miktarda DOĞRU harekettir.

Kalp akciğer problemlerinde fizyoterapist öncelikle doğru nefes almayı ve en az çabayla ençok iş yapmak için kişinin ihtiyaçlarını da gözeterek doğru davranış biçimlerini öğretir. Bunun yanı sıra mevcut durumu geliştirmek için en uygun zamanda kuvvet ve koordinasyon egzersizlerini ekleyip hastayı mümkün olan en bağımsız duruma getirmeye çalışır.

Bugün bize düşen ise kalp ve akciğer hastalarının yatağa bağlı kalmadan yaşamlarını sürdürmeninimkansız olmadığını vurgulayıp profesyonel destek için çevremizde ki  bu grup hastaları bilgilendirmektir

 
 
 

El ele tutuşmak orucu bozar mı?

Gelin-kaynana arasındaki çekişme, alo fetva hattına taşındı. Ramazan ayına özel sorular da hayli ilginç

Konya İl Müftülüğü tarafından oluşturulan ve 3'ü kadın 14 din görevlisinin görev yaptığı Alo Fetva Hattı'na gelen telefonlarda vatandaşlarla ilginç diyaloglar yaşanıyor.

Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu Din Hizmetleri Uzmanı Ayfer İşler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok sayıda gelin ve kaynanın kendilerini arayarak dert yandıklarını kaydetti.

Alo Fetva Hattı'nı kaynanaların gelinlerden daha çok aradığını ifade eden İşler, ''Hattımızı arayan çok sayıda kaynana, kendileri gibi bir yaşam tarzı seçmeyen ve isteklerini yerine getirmeyen gelinlerinden dert yanarak, bizden çözüm önerileri istiyorlar'' diye konuştu.

İşler, kendilerine gelen telefonların yüzde 30'luk kısmını bu tür şikayetlerin oluşturduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

''Kaynanalar, oğullarını evlendirdikten sonra, birlikte yaşamak istiyorlar. Gelininin de kendisi gibi bir yaşam sürmesini ve kendi çevresine ayak uydurmasını bekliyor. Gelin ise evlendikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Kaynananın isteklerini yerine getirmiyor. Durum böyle olunca da tartışmalar başlıyor. Bazı kadınlar da eşlerinin annesinin sözünden çıkmadığını, kendisini ezdiğini ve baskı kurduğunu söyleyerek bize dert yanıyorlar. Aile içinde gelin-kaynana arasında yaşanan tartışmalar bizlere kadar yansıyor. ''

''RAMAZANLA BİRLİKTE ORUÇLA İLGİLİ SORULAR ARTTI''
İl Müftü Vekili Dr. Hamza Küçük de ramazan ayının gelmesiyle birlikte özellikle oruçla ilgili soruların ağırlık kazandığını bildirdi.

Alo Fetva Hattı telefonlarının gün boyu hiç susmadığını ve günde yaklaşık 500 telefona cevap verdiklerini belirten Küçük, ''Orucu bozan haller, hanımların özel durumları ve kefaret sıklıkla yöneltilen sorular arasında'' dedi.

Fetva hattına gelen ilginç sorulardan bazıları şunlar:

''İğne yapmak, göze ve kulağa damla akıtmak, ağızdan alınan astım fısfısı, öpüşmek, el ele tutuşmak, ruj ve oje sürmek orucu bozar mı?''

İl Müftülüğünün '350 97 92' nolu telefonundan erkekler 101, kadınlar ise 109 nolu dahili numaralardan Alo Fetva Hattı'na ulaşabiliyorlar

:Milliyet

Fazıl Say'a Almanya'dan ödül

Piyanist ve besteci Fazıl Say,
Almanya’nın prestijli müzik festivalleri arasında yer alan Bremen Müzik
Festivali’nin 2008 yılı ödülüne layık görüldü.
Sanatçının, tamamı kendi bestelerinden oluşan "Haremde Binbir Gece"
isimli albümü de Aralık ayında Fransız Naive ve Japon Avex tarafından tüm dünyada
müzikseverlerle buluşacak.
Fazıl Say, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Deutsche Bank Vakfı
tarafından finanse edilen festival komitesinin, her yıl başarılara imza atmış bir
sanatçıya verilen "Musikfest Preis-Müzik Festivali Ödülü"ne değer bulunduğunu
bildirdi.
Bu ödülün daha önce tanınmış orkestra şefleri Nikolaus Harnoncourt, Sir
John Elliot Gardiner ve Marc Minkowski, Grammy ödüllü piyanist Andras Schiff,
opera sanatçısı Anne Sofie von Otter gibi isimlere de verildiğini belirten Say,
ödülünü 20 Eylülde düzenlenecek törenle alacağını kaydetti.
Bremen Müzik Festivali komitesi, 1998 yılından bu yana festivale sanatsal
çabaları ile zenginlik kazandıran ve uluslararası müzik yaşantısına gelişim
sağlayan grup ve sanatçıları ödüllendiriyor.
Festival adına Say’a ödül verilmesinin gerekçelerinin açıklandığı yazıda,
şu ifadelere yer verildi:
"Fazıl Say’ın 2004 yılından bu yana Bremen Müzik Festivali’nde sunduğu
eserler sadece geçmiş dönemlerle zamanın müziğinin bir karışımı olmakla kalmıyor,
aynı zamanda onun kültürler arasında başarılı bir köprü oluşturmuş olduğunu da
ispatlıyor. Solist ve oda müzisyeni olarak büyüleyici programlar sunmuş, klasik,
caz ve Osmanlı müzik geleneğini tamamen kendi mimarisi ile bütünleştirmiştir."
Fazıl Say, festivale ilk olarak 2004 yılında keman virtüözü Maxim
Vengerov;un önerisi üzerine katıldı. Sanatçı, 2005 ve 2006 yıllarında katıldığı
festivalde, geçen yıl da keman sanatçısı Patricia Kopatchinkaja ile sahne aldı.

YENİ ALBÜM DE YOLDA

Fazıl Say, tamamı kendi bestelerinden oluşan ve Şubatta İsviçre’de
prömiyeri yapılan keman konçertosunun da içinde yer aldığı "Haremde Binbir
Gece-1001 Nights in a Harem" adlı yeni albümünün de hazırlıklarının
tamamlandığını söyledi.
Bu albümün tamamının kendi eserlerinden oluştuğunu anlatan sanatçı,
albüme ismini veren eserin keman sanatçısı Patricia Kopatchinskaja tarafından
yorumlandığını belirtti. Say, yapıtın Türkiye prömiyerinin de Aralık ayında
İstanbul’da gerçekleştirileceğini kaydetti.
"Mozart Yılı" nedeniyle sipariş edilen ve ney, piyano, kudüm ve soprano
için bestelediği "Patara" adlı bale müziğinin de albümde yer aldığını anlatan
Fazıl Say, "Uzun yıllardır konserlerimde bis parçası olarak seslendirdiğim
’Summertime’ ve ’Alla Turca-Jazz’ ilk kez bir albümde yer alacak. Bu çalışmada
ayrıca Tokyo konserinden canlı kayıtlar da bulunacak" dedi.
Say, albümün Aralık ayında Fransız Naive ve Japon Avex ortak yapımı
olarak bütün dünyada müzikseverlerle buluşacağını ifade etti.

YOĞUN TURNE PROGRAMI

Yıl boyunca süren yoğun konser programının sonbahar ve kış aylarında da
süreceğini belirten Fazıl Say, Almanya’daki ödül töreni öncesinde 19 Eylülde
Schweinfurt’ta seyirci karşısına çıkacağını söyledi.
Say, Ekim ayında İtalya’da sahne alacağını, ayrıca İsrail’de ünlü şef
Zubin Mehta yönetimindeki İsrail Filarmoni Orkestrası ile aynı sahneyi
paylaşacağını ifade etti. Sanatçı, Kasım ayında da İsviçre’de konser vereceğini,
ayrıca bu yıl sekizincisi düzenlenen Antalya Piyano Festivali’nde izleyiciyle
buluşacağını belirtti. Say, 10 Kasımda Şef İbrahim Yazıcı yönetimindeki İzmir
Senfoni Orkestrası eşliğinde "Nazım Oratoryosu"nu yorumlayacağını, konserde
Zuhal Olcay, Genco Erkal ile Güvenç Dağüstün’ün de sahne alacağını belirtti.
Fazıl Say, Kasım sonunda Japonya turnesine çıkacağını ve 20 Kasımda
"Wolfie the Pianist" adlı bestesinin de dünya prömiyerini gerçekleştireceğini
kaydetti.
Sanatçı, Aralık ayında da Japonya konserlerinin süreceğini, ayrıca
"Haremde Binbir Gece" adlı yapıtın Türkiye prömiyerinin gerçekleştirileceğini
bildirdi.
Say, İstanbul’daki Cemal Reşit Rey (CRR) salonundaki konserde CRR Senfoni
Orkestrası eşliğinde keman sanatçısı Patricia Kopatchinskaja’nın izleyici
karşısına çıkacağını sözlerine ekledi.

:Milliyet

İki başlı kaplumbağa

Bu sevimli kaplumbağa için tek kabukta iki kafa daha avantajlı gibi görünüyor. Çünkü iki kafa iki kez yemek anlamına geliyor.

İki kafalı kaplumbağa yavrusu görenleri hayrete düşürüyor.

Bu sevimli kaplumbağa için tek kabukta iki kafa daha avantajlı gibi görünüyor. Çünkü iki kafa iki kez yemek anlamına geliyor.

Çin'deki Su dünyası çiftliğinde yaşayan bu ilginç yavrunun hızla büyüdüğünü belirten Water World yetkilisi Jimmy Hu, "Diğer yavrulardan daha hazlı büyüyor çünkü, iki kez yiyor. Diğer yavruların arasında karışmış, fark edilmiyordu. Onu ancak bir hafta önce keşfettik. Kaplumbağanın iki başlı olarak doğması gerçekten çok nadir bir durum. Onu gelecekteki araştırmalar için özenle büyütmeyi planlıyoruz" diyor.

Şaka

Şaka yaptı 5 yıl yedi!

 

Şaka yapılan kişi Papa, şaka da tam eşek şakası olunca 5 yı hapis yedi!

İtalya’nın en popüler kadın komedyenlerinden Sabina Guzzanti, "Papa 16. Benedikt’e cehennemde eşcinsel şeytanlar işkence edecek. Hem de aktif eşcinsel şeytanlar" diye espri yapınca, hakkında soruşturma başlatıldı.

8 Temmuz’daki bir muhalefet mitinginde, Başbakan Silvio Berlusconi’yi tiye aldıktan sonra Papa ile dalga geçen Guzzanti aleyhine ceza davası açılması gündemde.

Roma Savcısı Giovanni Ferrara, ünlü aktrisin, Papa’nın saygınlığını zedeleyerek İtalyan Ceza Yasası’nın 313. maddesini çiğnediğini belirtti ve "Bu sözler mizah sınırlarını aşıyor" diyerek dava açmak için gerekli süreci başlattı. Papa ve İtalya Cumhurbaşkanı’nın şerefine hakaret etmeyi yasaklayan 278. maddeden de soruşturmaya uğrayan Guzzanti suçlu bulunursa, beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Ancak Guzzanti’ye dava açılması için Adalet Bakanlığı’nın onayı gerekiyor. Sağcılar dava açılmasını isterken, kıdemli sosyalist Bobo Craxi, "Mizahçıları yargılarsak totaliter devlet olma yoluna gireriz" diyor.

Ölümden değil ailemi üzmekten korkuyorum

2005 yılından beri tanı konulamayan bir hastalıkla savaşan oyuncu-şarkıcı Esra Balamir, iyileşmek için dua ediyor. Önce boynundaki lenfleri şişen, ardından da dalağı alınan Balamir, "Ölmekten değil, sevdiğim insanları üzmekten korkuyorum. Dalağım alındığında anneme felç inmişti" diyor... ..

Ünlü oyuncu-şarkıcı Esra Balamir, üç yıldır doktorların tanı koyamadığı bir hastalıkla mücadele ediyor. Boynundaki lenfleri şişen ve dalağı alınan güzel oyuncu, üzüntüden evden çıkmak istemediğini ve tek dileğinin sağlığına kavuşmak olduğunu söylüyor...



* Hastalığınızın adı ne?
Tam bir adı yok. Bir sabah kalktığımda; boynumda lenf şişmesi olduğunu fark ettim. O günden beri, kafamı yastığa koyup huzurla uyuyamıyorum. Boynumun acımayacağı bir açı arıyorum sürekli. Halsizim. Hastalık 39.5 dereceye kadar varan ateş yapıyor. 2005'ten beri çekiyorum ve her şey daha kötüye gidiyor. Normalde hastalığım ara ara beni yokluyordu ama 6 ay hiçbir şey hissetmediğim de oluyordu. Ama bu son gelişi çok güçlü oldu. Her geçen gün daha kötü uyanıyorum.

KÖTÜYE GİDİYOR!
* Doktorlar ne diyor? Dediğim gibi; hastalığımın adı bilinmiyor. Üzülüyor ve "Keşke size daha fazla açıklama yapabilseydik" diyorlar.

* Peki sizi tam olarak nasıl etkiliyor bu hastalık?
Ateş yapıyor, halsiz bırakıyor, dalağım alındı. El ve ayaklarımda şişmeler oluyor. Ne öldürüyor, ne de güldürüyor. Ölecek miyim, ömür boyu çekecek miyim yoksa geçecek mi hiç bilmiyorum. Doktorlar da bilmiyor. Geçenlerde "Bir üniversite hastanesine yatayım, her testi yaptırayım. Ne olacaksa olsun" dedim. Sonra annem aradı. "Öyle bir hastaneye yatırmam seni, ya başına bir şey gelirse" diye bana karşı çıktı. Etrafımdaki insanlar benden daha çok korkuyorlar

Nurgül Yeşilçay

6416856 

Nurgül Yeşilçay tesettüre girdi

 
 
 
 
 Güzel oyuncuyu bu haliyle görenler tanımakta hayli zorlandı. Zeynep Tokuş'a dava kapsamında “yakalama emri” çıkartıldı. Deniz Seki, yasak aşkı nedeniyle zor durumda. Var mısın yok musun'da Fehmi'yi havaya zıplatan teklif.

MAGAZİNDE SON 48 SAAT 

 

Evinizin diyetisyeni

 Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU   

 Evinizin diyetisyeni siz olun

Sağlıklı beslenme, yeterli ve dengeli beslenmenin bir bileşimidir.


Tükettiğiniz besinler, gün boyu kullanacağınız enerji kaynağınızdır. Dengesiz, eksik veya yanlış bir beslenme modeli, bedeninizi ve buna bağlı olarak da hayatınızı kötü yönde etkiler. Yarının güçlü ve sağlıklı insanı olmak için, beslenmenizi kontrol altında tutmanız, beslenme bilinci edinmeniz gerekiyor. Kısacası beslenmenize özen göstermek zorundasınız. Sağlıklı kalmak, gelecek için sağlığınıza yatırım yapmak için buna mecbursunuz.

Farklı çeşit besinleri yeterli ve dengeli bir şekilde tüketmek, sağlıklı kalmanızı sağlar. Hiçbir yiyecek maddesi tek başına vücudun gereksinim duyduğu şeyler sağlayamaz. Sebzeler, meyveler, tahıllar ve protein kaynağı olarak da balık, az yağlı kümes etleri ve yağsız etler, hem damak tadınızı tatmin eder hem de kilonuzu sağlıklı bir çerçevede tutmanıza yardım eder.

BESLENME UZMANLARINDAN YARDIM ALIN

Vücudunuzun çeşitli yiyeceklerde bulunan besinleri nasıl kullandığını bilmek, doğru beslenme alışkanlığının sağlığınızı nasıl etkilediğini anlamanıza yardım eder. Vücudunuz, düzgün bir şekilde ve aksamadan, tık-tık çalışmak için, karbonhidrat, protein ve yağlardan elde edilen, belirli bir miktarda enerjiyi her gün kullanmak zorundadır. Bu kaynaklardan en doğru ve akılcı yöntemlerle yararlanmak ise her şeyden önce "sağlıklı beslenme" bilinci edinmenizle mümkündür. Bunun için beslenme konusuna biraz daha ilgi göstermeli, yazılıp çizilenleri okuyup, anlatılanları izlemelisiniz. Bize göre her annenin "evinin beslenme uzmanı" olması ailede birçok hastalığı önleyecek en akılcı koruyucu sağlık yaklaşımıdır.

İŞE MUTFAK YÖNETİMİ İLE BAŞLAYIN

Eğer evinizi iyi yönetmeyi aklınıza koyduysanız, bunun "mutfak yönetimi" ile başladığını unutmayın. Evinizin diyetisyeni olmak istiyorsanız bir diyet uzmanından danışmanlık alın. Ülkemizde çok sayıda, son derece eğitimli mükemmel beslenme ve diyet uzmanı var. Ve ne iyi ki, tümü size yardıma hazırlar. İmkánlarınızın el verdiği oranda bir "danışman beslenme uzmanı" edinmeye ve ondan beslenme-sağlık üzerine yardım almaya çalışın. Göreceksiniz hem siz, hem eşiniz, hem de çocuklarınız eskisinden daha az hastalanacaktır. Unutmayın! Beslenme ve diyet uzmanları sadece "diyet yaptırıp zayıflatan" uzmanlar değil, aynı zamanda dengeli, sağlıklı beslenmeyi öğreten uzmanlardır.

Sigarayı bırakmanız için 10 neden

n 50 yaşından önce sigarayı bırakırsanız, 15 yıl içinde ölüm riskiniz sigaraya devam edenlere göre yüzde 50 azalır.

n Bir yıl boyunca sigara içmezseniz kalp krizi geçirme riskiniz yarıya iner. 15 yıldan sonra ise, aynı risk hiç sigara içmemiş olan kişilerle eşit konuma gelir.

n Akciğer kanseri geçirme riskiniz 10 yılda yarıya iner.

n Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra pankreas kanseri, birkaç yıl sonra mesane, larinks ve serviks kanserleri ve 5 yıl sonra da ağız, boğaz ve özefagus kanserlerine yakalanma riskiniz azalır.

n Ülser riskiniz azalır.

n Felç geçirme riskiniz 2-4 senede normal düzeye gelir.

n Koku ve tat alma duyularınızda iyileşme görülür.

n Cildinizdeki erken yaşlanma belirtileri ve lekelenmeler durur.

Migreni tanıyalım

Migren ağrısının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

n Her ağrı atağının süresi: 4/72 saat arasında olmalıdır (tedavi uygulanmadığı koşullarda).

n Başın sağ ya da sol yanında, tek taraflı bir ağrıdır.

n Zonklayıcı karakterdedir.

n Orta şiddette ya da çok şiddetli olabilir.

n Başınızı hareket ettirmenizle ağrınız artar.

n Ağrı sırasında bulantı ve/veya kusma oluşabilir.

n Ağrı sırasında ışık ve sesler rahatsız eder. Migren atağı olan kişiler sessiz ve karanlık bir odada yatmayı tercih ederler.

Bu özellikleri taşıyan bir baş ağrısı en az 5 kez yinelemiş ise; ağrınız migren tipine uymaktadır. Tabii ki migren tanısı konmadan önce diğer baş ağrısı nedenlerinin dışlanması gerektiğini de akılda tutmak gerekir.

ÖNCÜ BELİRTİLERİNİ TANIYOR MUSUNUZ

Migren ağrısı başlamadan önceki dönemde hastalarda aşırı duyarlılık-tepkisellik, depressif hissetme, durgunluk, konsantrasyon ve dikkat azalması, kelime bulma güçlüğü, artmış ışık-ses-koku duyarlılığı, esneme/uyku isteği, halsizlik gibi belirtiler de ortaya çıkabilmektedir. Bu dönemin süresi ağrı öncesinde 1 saat ile 48 saat arasında değişebilmektedir.

Migren ağrınız sırasında görmeniz ya da konuşmanız bozuluyor, ağrınız geçince düzeliyor mu? Migreni olan hastaların bir kısmında ağrıya nörolojik bulguların da eşlik edebileceği akılda tutulmalıdır. Bu bulgular görme ya da konuşma bozuklukları, vücudun bir bölgesinde uyuşukluk ya da güç kaybı şeklinde olabilir. Bu tür nörolojik etkilenmeler 60 dakikada sona erer, kalıcı değildirler. Baş ağrısı başlamadan önce ya da ağrı ile beraber ortaya çıkabilirler. Migrenlilerin yüzde 15-20'sinde bu tür bulgular görülmektedirler.

ERKEN İŞARETLER ÇOK ÖNEMLİDİR

Migren ataklarında ağrının başlama döneminin başlangıcında ağrı hafiftir, ensede ya da başın bir yanındadır. Genellikle yarım saat ile 2 saat sürebilen ağrının erken dönemi tedaviye başlamak için en uygun zamandır. Ağrı şiddetlendikten sonraki dönemde alınan tedavilerin bir kısmı etkisiz kalabilmektedir. Bu nedenle sık ağrısı olan hastalarımız ilaçlarını çantalarında taşırlar.

ATAKLARI TETİKLEYEBİLEN FAKTÖRLERİ UNUTMAYIN

Migren ataklarını tetikleyen faktörler arasında

n Stres,

n Regl dönemleri,

n Açlık-öğün atlama,

nUyku düzensizliği (az yada çok uyuma),

n Besinler (bazı),

n Alkollü içecekler (şarap-bira-vd),

n Hava değişimleri lodos,

n Fizik egzersiz,

n Kokular gelmektedir.

Gebelikte kaşıntı:

Ne zaman önemlidir

Gebelikte cilt değişikliklerine bağlı hafif kaşıntılar sık görülür ve önemsizdir. Ancak, özellikle el ve ayaklarda şiddetli kaşıntıyla birlikte karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma tesbit edilirse buna gebelik kolestazı denir ve bazen erken doğum yaptırma sebebi olabilir.

Gebelikte karaciğer içindeki safranın dolaşımı yavaşlamakta, bazen de durma noktasına gelebilmektedir, sonuçta safra kan dolaşımına geçmektedir.

n Şiddetli kaşıntı

n İdrarın koyulaşması

n Dışkı renginde açılma

n Cilt veya gözlerde sararma

n Karın ağrısı

Bu bulgular gebelik kolestazı belirtileridir. Sebebi tam bilinmemektedir ancak gebelik hormonlarının rolü olduğu düşünülmektedir. Önceden karaciğer hastalığı olan veya çoğul gebeliği olanlar risk taşımaktadır. Karaciğer testleri ve ultrason ile teşhis konulabilir. Anneye ciddi kaşıntı haricinde hayati bir sorun yaratmazken, sebebi bilinmeyen bir şekilde bebekte erken doğum veya anne karnında iken dışkısını yapması hatta anne karnında bebek ölümüne bile neden olabilmektedir.

Kahvaltıda alınan kalori hakkında bir yazı okumuştum. Ne kadar fazla kalori alınırsa o kadar kolay kilo verildiğinden bahsediyordu. Doğru mudur?

Kilo verdiren brunch

Bahsedilen çalışmayı size özetleyeyim; bayanlar için 300 kalorilik erkekler için 400 kalorilik bir kahvaltının gün boyu oluşacak ani açlık krizlerini ortadan kaldırmaya yardımcı olduğu ve yürütülen kilo verme programlarında başarı oranını artırdığı saptanmıştır. Burada kalorinin yanı sıra kahvaltının içeriği de dikkat çekicidir.

Karbonhidrat ve protein bakımından zengin bir kahvaltı tercih edilirken yoğun karbonhidrat ve yağ içerikli bir mönünün (poğaça, börek gibi) gün içindeki kalori alımını artıracağı vurgulanmaktadır. Geleneksel Türk kahvaltısı bu çalışmada kullanılabilecek en iyi örneklerden biridir. Dikkat edilmesi gereken kalori alımının peynir, yumurta gibi zengin protein kaynaklarının, tahıllı ekmek, simit gibi yağ içeriği yüksek olmayan karbonhidratlarla desteklenmesidir. Boş karbonhidrat kaynağı olan bal, reçel yerine demirden zengin pekmezden 1-2 tatlı kaşığı ilave yapılabilir. Öğünün yağ kaynakları doymuş yağ yerine zeytin, zeytinyağı, ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlardan sağlanmalıdır.

Yapmakta olduğum diyet nedeniyle her sabah kibrit kutusu kadar peynir ile iki dilim kepek ekmeği türü yiyeceklerden bıktım. Yayınlamakta olduğunuz eşdeğer kalorili kahvaltı seçeneklerine müsli ve diyet sütlü olanını da ekleyebilir misiniz? Bunların kalorisi çok mu yüksektir?

Hep aynı kahvaltı mı

Yulaf kepeği, süt ve meyve kahvaltı için uygun olan besinlerdir. Süt veya yoğurttan protein ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

1. seçenek:

n Light süt 160 g (1 bardak (orta))

n yulaf gevreği/müsli 50 g (5 çorba/yemek kaşığı)

n meyve karışımı 100 g (1 porsiyon (küçük)) 300 kalori

2. seçenek:

n Mısır gevreği/cornflakes 30 g

(4 çorba kaşığı (tepeleme))

n yulaf ezmesi 15 g (2 çorba kaşığı (çok tepeleme))

n portakal suyu 100 g (1 bardak (küçük))

n light yoğurt 150 g (1 kase (orta/normal))

n 250 kalori

3. seçenek:

n Meyve karışımı (kuru) 25 g (1 avuç)

n light süt 240 g (1 su bardağı (250 ml'lik))

n ceviz 10 g (2 adet (orta/normal)) 250 kalori

4. seçenek:

n Sucuk (normal) 30 g (1 köfte kadar)

n yumurta 50 g (1 normal porsiyon)

n kepekli ekmek 60 g (2 dilim (orta/normal)) 300 kalori