>Yazılar arşiv 10.2008
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kenanca

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Ballıca Köyü

2270 

 

Tarihçesi

Ballıca’da hayat, 1927 de Bulgaristan, Şumnu’dan gelen Binbaşı Fettah tarafından başlar. Üç Ağaç bölgesinde kurulan Üç Ağaç çiftliği, 1932 yıllarında 3-5 haneye ulaştır. Önceleri Ballıca; (Kurtdoğmuş köyü) Üsküdara bağlıyken daha sonra Kartal, Pendik’e bağlanır.

Yörükler 1920’li yıllarda henüz soyadı bile almadan, hayvancılık yapmak için Ege’den göç ederler. Adapazarı-Karasu’dan develerle 3 gün 3 gecede koyun, keçi ve kır sığırı ile yayan gelirler. Fakat o yıl kış çok çetin geçer, hayvanların çoğu açlıktan kırılır.

Bebeklerini bir düvenin heybesinde getiren Yörükler 3-5 haneden 150 ye yakın nüfus olurlar. Geçimlerini; arıcılık, tarım süt sığırı, sütçülük ve besicilik ile karşılarlar. 1986 yıllarında çam ağaçlarını korumak amacıyla keçi beslemek yasaklanır.

400 yıllık bir yerleşim alanına kurulu Ballıca’nın bugünkü kurucuları 1927 yılında yöreye yerleşen Yörükler ve Bulgaristan göçmenleridir. Ege’den Karasu’ya oradan Ballıca’ya 3-5 hanelik Yörükler hayvancılık yapmak için göçen Yörükler kıl çadırlarda 1-2 yıl yaşadıktan sonra 7 haneye, derken 150’ye yakın nüfusla yerleşik hayata geçtiler. Bunların bir kısmı 1965 yılında Pendik’e yerleştiler.

O yıllarda çok az insanın yaşadığı Pendik’e kömürcü arabaları ile giderler, bir araba kömürü zor satarlardı. 1985 yılından 2003 yılına kadar göç alan köy; bu tarihten sonra nüfusun artmaması için önlem alınarak imar yasası uygulanmaktadır.

Ballıca Köyü

Ballıca Köyüne iki şekilde ulaşmak mümkündür. Ballıca - Kurtdoğmuş sapağı takip edilerek ya da İstanbul Park’a giden bulvardan devam ederek sonraki sapak kullanılmaktadır.

Köyün nüfusu 850 kişiden oluşmaktadır ancak bu nüfus yaz aylarında 1200’leri bulmaktadır. Yüzölçümü 52.000 dönüm olan köyün % 70’ı baraj altındadır. Kullanım alanı, 2.200 dönüm olup yerleşim alanı, 1.643 dönümdür.

Köyün girişinde bakımlı binası,  bahçesi ve çocuk parkıyla 57 öğrencisi olan Ballıca Köyü İlköğretim Okulu bulunmaktadır. Köyde 8 lise öğrencisi, 4 üniversite öğrencisi okumaktadır. Cumhuriyet Caddesinden gidilen köy meydanında karşılıklı kahvehaneler, köy bakkalı ve köy çeşmesi yer almaktadır.

Köyde et ve süt hayvancılığı yapmakta, 300 büyükbaş, 500 de küçükbaş hayvan bulunmaktadır. 450 kovan bulunan köyde arıcılık bir başka gelir kaynağıdır. 1000 dönüm olan tarlalarda ekili olansa çoğunlukla yulaftır.

Ballıca adı

1928’de Üçağaç Köy’ünü ziyaret eden Kaymakam kendisine ikram edilen bal çeşitlerine bakar; çiçek, çam, ilkbahar, ıhlamur balı.. Kaymakam; burada ne kadar çok çeşit bal var, getirin karar defterini, diyerek köyün adını “Ballıca” olarak kaydeder. O günden sonra köy Ballıca olarak anılmış ancak yöre halkı, ilk adı olan Üçağaç’ı da bir tepeye vererek eski adı yaşatmışlar.

Muhtarları

İlk gelen göçmenlerden biri köyün ilk muhtarıdır

İsmail HOCA, 8 yıl -2 dönem

Ballı Mehmet, 4 yıl -1 dönem muhtar

Hüsmen YILMAZ, 4 yıl - 1 dönem

Ali Celalettin AYHAN, 8 yıl - 2 dönem

Göçbeyli mezrası Ballıca’ya bağlıymış 1989 yılında Göçbeyli ayrılınca yeni bir muhtarlık kurulur.

Murat SARI, 2 dönem muhtar

İsmail KARAY, 2 dönem

Davut GENÇ, 12 yıl - 3 dönem muhtar, hala devam etmektedir.

Balı

Çevredeki kovanlar bu ismi doğrularcasına ormana dizilmişler. En ünlü balı Funda Çiçeği ve Koca Yemiş isimli bitkilerden toplanıyor. Ballıca ormanlarını renklendiren süpürge çiçeklerinin (Erica) ve ormanını kokusunu taşıyan koyu renkli, insanın genzini yakan Ballıca balı. Çam, meşe ve ıhlamur ağaçlarını dolaşan arılar kovanlarını bal ile doldurmakla meşguller. Eskiden hastalık rastlanmayan arılarda suni gübreden dolayı hastalık çıkmaya başlamıştır. Balın kilosu 20 milyon, bir çıta bal 2 kg civarında gelmektedir.

Ballıca Barajı

Köyün içme suyunu sağlayan baraj, bugün maalesef geri çekilmiştir.

Muhtarları

İlk gelen göçmenlerden biri köyün ilk muhtarıdır

İsmail HOCA, 8 yıl -2 dönem

Ballı Mehmet, 4 yıl -1 dönem muhtar

Hüsmen YILMAZ, 4 yıl - 1 dönem

Ali Celalettin AYHAN, 8 yıl - 2 dönem

Göçbeyli mezrası Ballıca’ya bağlıymış 1989 yılında Göçbeyli ayrılınca yeni bir muhtarlık kurulur.

Murat SARI, 2 dönem muhtar

İsmail KARAY, 2 dönem

Davut GENÇ, 12 yıl - 3 dönem muhtar, hala devam etmektedir.

Av Turizmi

Ballıca ormanında eskiden çok miktarda sülün yaşarken zamanla yırtıcı kuşlar ve avlanma yüzünden azalmışlardır. Bu yüzden 70 dönümlük ormanın, Üç Ağaç bölgesinde 700 metre karelik doğal ortamda 600-700 sülün ve 100 yaban tavşanı üretilmek amacıyla koruma altına alındılar.

Doğal koruma alanının etrafı iki metre yüksekliğinde tel örgü ile çevrilerek üstü ağ ile kapalıdır. Sülün ve tavşanlar bu doğal parkta yırtıcı hayvanlardan korunarak çoğaltılmaktadır. On yıldır koruma altında olan karacalar 4-5 yıl sonra ormanda görülebilecektir.

Projenin mimarı Hüsnü KOÇAR ve iki arkadaşı doğal koruma alanını Milli Parkların desteğini alarak kurdular. Asıl mesleği elektrikçilik olan KOÇAR’ın proje fikri: Almanya’dan geldikten sonra Kaz Dağlarında yurt dışından getirdiği avcılara av turizmi yaparken doğar.

Doğal ortamlarında 2-3 sene içerisinde çoğalan hayvanlar daha sonra serbest bırakılmaktadır. Doğal yetiştirme alanına; ceylan, keklik ve karaca da salmak isteyen proje sahiplerinin amaçları, önce yaşatıp çoğaltarak avcılara avlandırmaktır.

Atlı Spor Kulübü

2001 yılında kurulan PBASK federe bir binicilik kulübü olup engel atlama, dresaj, atlı dayanıklılık-endurance, üç günlük yarış-concours complet disiplinlerinde eğitim verildiği gibi, hobi binişi yapmak isteyen binicilere de haftanın altı günü eğitim verilmektedir. Ayşe Nur TÜRKAY ile Turgay TÜRKAY’ın işlettiği Ballıca Atlı Spor Kulübü, her yaştan binicilik tutkunlarının uğrak yeridir.

PBASK’ın kapalı maneji ulusal ölçülerdedir, her yıl mutlaka bir yarış organizasyonu yapılmaktadır. Gelenekselleşmiş Pendik Belediye Başkanlığı Kupası ve Kaymakamlık Kupasının da içinde bulunduğu iki günlük yarışmalar kulüp tesislerinde ve Pendik sahilinde yapılmaktadır. Türkiye’de yeni yeni yapılmaya başlanan Atlı Dayanıklılık Yarışmalarının ilki Ocak ayında Ballıca ormanlarında organize edilmiştir.

PBASK’ın bir başka hizmeti de engelli çocukların ilaç tedavisi, cerrahi ve rehabilitasyon gibi asıl tedavi yöntemlerine destek bir uygulama olan hipoterapi /atla tedavi seanslarıdır.

Atlı Spor Kulübünde 9 at bulunmaktadır. Bunlardan 2’si pansiyoner, 4’ü büyük atlardan, 3 adet Poni; omuz boyu 1.46’nın altında olan atlardandır. Kulübün eğitmeni Saadet Hanım tarafından çocuklara at binme eğitimi verilmektedir.

Pazartesi günleri kapalı olan kulüp, hafta içi 30, hafta sonu 40 Lira/ Büyük atlar hafta içi 40, hafta sonu 50 Liradır

30.11.2007 Haber-Fotoğraf Hümeyra TURAN

 

Ali Babacan Afganistan'dan döndü

Afganistan'da resmi temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye'ye döndü. Ali Babacan, Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, Afganistan'daki temaslarıa ve izlenimleriyle ilgili bilgi verdi.

Babacan, başka başkent Kabil olmak üzere, Afganistan'ın kuzeyinde bulunan Mezar-ı Şerif ve Şibirgan gibi kentlere gittiğini, Vardak'daki İl İmar Ekibi'nin çalışmalarını izlediğini, Türkiye'nin devlet, sivil toplum kuruluşları ve TİKA kanalıyla yaptığı okul, hastane ve diğer çalışmaları yerinde izlediğini söyledi.

Babacan, gelecek yıl Afganistan'da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağını ve Afganistan demokrasisine katkı sağlayacak olumlu süreci Türkiye olarak görmeyi istediklerini, Afganistan'ın sıkıntılara ulusal uzlaşı kanalıyla çözüm bulunmasını istediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye, Afganistan ile Atatürk ile Emanullah Han döneminden beri çok olumlu ilişkiler kurmuş durumda. Afganistan halkının bunu, ziyaretim sırasında kalpten söylediğini gördüm. Gittiğim heryerde bize karşı olan sevgiyi sıcaklıkla hissettim. İki ülke ilişkilerinin gelişmesi için azami çabayı göstereceğiz. Türk askerinin Kabil'deki Doğan Kampı'ndaki çalışmalarını izledim.

Türk askerleriyle Afgan halkı arasındaki sıcak ilişkileri gördüm. Şibirgan'daki ülkenin 3 çocuk hastanesinden biri olan hastanede Türk ve Afgan doktorların çalışmalarını izledim. Çok zor koşullarda verdikleri hizmeti gördüm. Sivil toplum kuruluşlarının okullarının eğitim kalitesini ve üniversiteye bu öğrencilerin yüzde yüz başarıyla girmesini öğrenmekten mutlu oldum."

Bugüne dek Afanistan'da Türkiye'nin 41 okul yaptırdığını, 12 okulun inşaatının da sürdüğünü belirten Babacan, "TİKA'nın Afganistan'daki çalışmaları göğüs kabartıcı. Türkiye'den gelen 10 personel ve yerel personelle büyük hizmet veriyorlar. Hastanelerde bugüne kadar 1 milyon kişiye poliklinik hizmeti verilmiş, yılda 300 bin hastaya bakılmış" dedi.

Babacan, Afganistan'da kurumların demokrasi kültürünü oluşturması için Türkiye'nin çalışmalarda bulunduğunu, ülkedeki sorunların çözümünde farklı yolların bulunması gerektiğini bildirdi.

Bir gazetecinin, Afganistan'da kaçırılan 2 Türk ile ilgili son durumu sorması üzerine Babacan, "Afganistan'da güvenlikle ilgili ciddi sıkıntılar var. Bu sadece Türkiye için değil bütün ülkeler için geçerli. Bu konuyla ilgili olarak ilk andan itibaren gereken temasları sağladık. Görüşmelerimizde bunu dile getirdik. Onlardan en üst düzeyde çabalarını beklediğimizi belirttik. Umarız
vatandaşlarımız ailelerin yanına sorunsuz dönerler. İki ülke, tüm kurumlarıyla işbirliği içindeler" diye konuştu.

Babacan, Kuzey Irak konusunda, Erbil'de Türkiye ile Kuzey Irak yerel yönetimi arasında bir görüşme olup olmadığının sorulması üzerine de bu konuda sessiz diplomasiyi denediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık bu konuda taraflar arasındaki görüşmeleri olağanüstü görmemek lazım. İki taraf arasında gidiş gelişler olacaktır. Daha önce kimin kiminle görüştüğü önemliydi. Ancak bundan sonra daha rahat görüşmeler olacak. Bundan sonra görüşmeleri sessiz bir şekilde götürmenin daha etkin olacağı düşüncesindeyiz."

Babacan, ABD'de bulunan Başbakanlık Başdanışmanı Ahmed Davutoğlu'nun, Washington'da, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani ile görüşüp görüşmeyeceği sorusuna ise, "Davutoğlu orada aynı anda tamamen tesadüfi olarak bulunuyor. Kendisinin önceden belirlenen başka görüşmeleri ve programı var. Ben, dün gece Kabil'den kendisiyle görüştüm. Bu konuda bir görüşme beklemiyoruz. Ancak ne olur bilinmez. Davutoğlu orada Amerikalı yetkililerle de görüşmelerde bulunacak" dedi.

Babacan, bir başka soru üzerine de, "Türkiye, devletiyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla çok önemli işler yapıyor. Bu okullarda özellikle Türk diline hakim öğrenciler yetişiyor. Sadece Türkçe değil Arapça, Farsça ve başta olmak üzere birçok dil öğretiliyor. Bu okullarda en başarılı öğrenciler oluyor. Mezun olanlar üniversiteye yüzde 100 başarıyla giriyor. Türkiye'den 111 öğretmen bu okullarda görev yapıyor. Bunlar, Afgan toplumu tarafından takdir ediliyor. Kabil'deki Kamp Doğan içinde bütün güvenlik risklerine rağmen günde 150 hasta askeri birlik içinde tedavi ediliyor" diye konuştu.

Kanser taramaları artık ücretsiz

Yeni Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile artık meme, rahim ağzı, prostat ve kolon kanseri taramaları, Sağlık Bakanlığı'na bağlı Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ücretsiz yaptırılabilecek.

1 Ekim'de yürürlüğe giren SUT'a göre, kanserin erken teşhisine yönelik tetkikler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak erken tanı ve tedaviye yönelik sağlık hizmetleri kapsamına alındı.

Buna göre, KETEM tarafından yapılmak şartıyla; şu işlemler SGK kapsamındaki kişiler için ücretsiz hale getirildi:

-KETEM'lerde sürdürülen "Kadınlarda meme kanseri tarama programı" kapsamında, 50-69 yaş arası kadınlara; her yıl yapılacak muayene, 2 yıl aralıklarla yapılacak mamografi çekimi,gerek görülen vakalarda meme ultrasonografisi.
-KETEM tarafından sürdürülen "Kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri tarama programı" kapsamında, 20 yaş üstü kadınlara; her yıl yapılacak muayene ile birlikte pap smear tetkiki, gerekli görülen vakalarda kolposkopi tetkiki.
-Kolorektal kanserler için 50-74 yaş arası erkek ve kadınlarda her yıl yapılacak "Gaitada gizli kan tetkikleri".
-Prostat kanserleri için 50 yaş üstü erkeklere her yıl yapılacak "PSA (Prostat Spesifik Antijen) tetkikleri".

"Dönüm noktası"

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, yeni uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada, yeni SUT ile kanserin erken tanısına yönelik önemli bir zihniyet değişikliğinin hayata geçirildiğini söyledi.

Daha önce, kanser taraması için yapılan tetkiklerin geri ödeme kapsamında bulunmadığını kaydeden Tuncer, "1 Ekimde yürürlüğe giren SUT, ülkemizde kanserle mücadelede bir dönüm noktasıdır, dev bir adımdır" dedi.

2003 yılında Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, dünya genelinde meme, rahim ağzı, kolon ve bağırsak kanserlerinin taramasının yapılmasına ilişkin bir deklarasyon yayımlandığını anlatan Tuncer, KETEM'lerde yürütülen tarama programını buna göre inşa ettiklerini belirtti.

Bugüne kadar taramaların daha çok dar kapsamlı, pilot bölgelerde yürütüldüğünü kaydeden Tuncer, "Artık yeni uygulamayla ülkemizde her kadına meme ve rahim ağzı; hem kadın hem de erkeklere kolon kanserinin tanısına yönelik taramalar ve gerektiğinde ileri tetkikler ücretsiz yapılacak. Bu taramalar kanseri yok ediyor. Çünkü, bu tetkikler sayesinde kanser öncesi lezyonlar tespit edilebildiği için, kanser gelişmeden önlenebiliyor. Bu nedenle 49 yaş üstündeki her kadının her yıl meme muayenesi, 2 yılda bir ise mamografi, 20 yaşını aşmış ve cinsel yaşamı başlamış kadınların yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, 50 yaş üstü erkeklerin prostat kanseri için her yıl PSA, 50 yaşını aşmış herkesin yılda bir dışkıda kan tetkikiyle kolon kanseri taraması yaptırmasını öneriyoruz" dedi.

Her ile en az 1 KETEM

Halen ülke genelinde 53 KETEM bulunduğunu, bu yıl içinde bunların sayısının 84'e çıkarılmasının ve her ilde en az 1 KETEM bulunmasının hedeflendiğini bildiren Tuncer, zamanla bazı illere yeni merkezler açılacağını söyledi.

Tuncer, vatandaşların KETEM'lerle ilgili bilgileri Sağlık Bakanlığı'nın internet sayfası üzerinden kısa bir süre sonra edinebileceklerini kaydetti.

Tuncer, "Ülkemizde kanser konusunda çalışan uzman sayısı yetersiz olduğu için KETEM'lerde görevli ya da buralarla ilişkili çalışan kadın doğum uzmanı, patolog, genel cerrah ve aile hekimlerinin kanser tanı ve tedavisinde rol alabilecek donanıma sahip olması için bir çalışma yürütüyoruz. Bu hekimlerin yanı sıra ebe ve hemşirelerimizi eğitiyoruz. Sorunun yerinden çözümü için gereken önlemleri alıyoruz. Uygulamada başlarda bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Bu nedenle vatandaşlarımızdan biraz sabırlı olmalarını istiyoruz" dedi.

Referans laboratuvarı

Ankara Zübeyde Hanım Doğumevi'nde rahim ağzı taramaları için bir referans laboratuvarı oluşturulduğunu belirten Tuncer, burada rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma Virüs'ün (HPV) moleküler tarzda araştırılıp, alt gruplarının belirlenebileceğini, böylece rahim ağzı kanserine yol açan tüm etkenlerin saptanabileceğini söyledi.

Tuncer, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin gibi Güney ve Batı bölgelerinde bulunan, hava sıcaklıklarının özellikle yaz aylarında yüksek seyrettiği illerde deri kanseri taramalarının da ücretsiz yapılabilmesi amacıyla geri ödeme kapsamına alınması için SGK ve Maliye Bakanlığı nezdinde girişimlerde
bulunduklarını bildirdi.

Alkol, meme kanseri riskini artırıyor

İngiltere'de yapılan bir araştırma, kadınların büyük bölümünün, fazla alkol kullanımının artırdığı en önemli risklerden birinden haberdar olmadıklarını ortaya koydu.

 

Yaklaşık 2 bin erkek ve kadın arasında yapılan araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların büyük bölümü fazla alkol tüketmenin karaciğer hastalıklarına ve karaciğer kanserine neden olduğunu biliyor ancak bunların çok azı alkolün meme kanseri riskini artırdığından haberdar.

Yaklaşık 4 milyon kadının tavsiye edilen limitlerin üstünde alkol kullandığı bilinen İngiltere'nin Sağlık Bakanı Dawn Primarolo, araştırma sonuçlarının "şoke edici" olduğunu söyledi.

Meme kanseri için kalıtım, obezite gibi farklı risk faktörleri olsa da alkol kullanımının da meme kanseri riskini artırdığı net biçimde ortaya konulmuş durumda.

Araştırmaya göre, kadınların yüzde 82'si alkol ile meme kanseri arasındaki bağlantıyı bilmiyor. Kadınların yüzde 95'inin ise alkolün karaciğer hastalıklarına neden olduğunu bildiği, yüzde 71'inin de karaciğer kanseri riskinden haberdar oldukları belirlendi.

Meme kanseriyle mücadele eden "Breakthrough Breast Cancer" kuruluşundan Dr. Sarah Cant, meme kanseri riskini artıran birçok etken olduğunu ancak içki miktarını sınırlamanın, bu risklerden birini azaltacağını söyledi.

Cant, "alkol alışkanlıklarını değiştirmek için hiçbir zaman çok geç olmadığını" kaydetti.

Cep telefonu beyin kanseri yapar mı?

Güney Florida Üniversitesi Moffitt Kanser Araştırmalar Merkezi'nden Prof. Dr. David Fenstermacher, cep telefonu kullanımının beyin kanserine neden olduğuna ilişkin herhangi bir bulgu olmadığını söyledi.
  •  
ABD'de bulunan Moffit Kanser Araştırmalar Merkezi Biyomedikal Enformasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. David Fenstermacher, Akdeniz Üniversitesinde düzenlenen "6'ncı Uluslararası Biyomedikal Gelişen Teknolojiler Sempozyumu" için geldiği Antalya'da AA muhabirine, beyin kanserinin oluşumu ve tedavisi konularında açıklamalarda bulundu.

Uzun zamandır cep telefonu kullanımıyla beyin kanseri arasında ilişki kurulduğunu ifade eden Fenstermacher, "Cep telefonlarının beyin kanserine neden olduğuna ilişkin herhangi bir bulgu yok" dedi.

Cep telefonu kullanımının artmasıyla, beyin kanserine yakalanan hasta sayısı arasında paralellik gören bazı bilim adamlarının cep telefonunun beyin kanserine neden olduğunu söylediklerini anlatan Fenstermacher, şu bilgileri verdi:

"Beyin kanseriyle ilgili literatürü inceliyoruz. Cep telefonlarının beyin kanserine yol açtığına ilişkin söylemler var. Ancak bunun doğru olduğuna ilişkin herhangi bir bulgu yok. Çoğu zaman hastalıklara neden olan faktörler araştırılırken, aslında hastalıkla gerçekten ilgisi olmayan etmenler de hastalığın sebepleri arasında sayılabiliyor.

Cep telefonları da bence öyle. Sorunun kaynağı incelenirken yanlış sorular üzerine araştırma yapılınca yanlış sonuçlara ulaşıyorlar. Yapılan analizler de yanlış oluyor doğal olarak. Cep telefonu kanser ilişkisinde olduğu gibi..."

Beyin kanseri tedavisi

Beyin kanserinin tedavisi için geliştirilmekte olan birkaç ilaç olduğunu ve bu ilaçların klinik deneylerinin başarılı sonuçlar verdiğini belirten Fenstermacher, ancak bu ilaçların beyin kanserini kesin tedavi edemeyeceğini söyledi.

Fenstermacher, şöyle konuştu:

"Şunu söyleyebiliriz: Beyin kanserinin mekanizmasını biliyoruz. Ancak, ben kanseri tam olarak tedavi edebileceğimize inanmıyorum. Kanserin oluşmasını engelleyebileceğimizi düşünmüyorum. Ancak kanseri yönetmeyi başarabiliriz. Radyasyon tedavisi ve kemoterapi ile tümörü kontrol altına alabiliyoruz. Gelecekte daha az dozda ilaç kullanarak tümörün gelişiminin engellenmesi mümkün hale gelebilecek.

Yani kanseri kontrol edebilmemiz, bir mucize hapla kanserin tamamen ortadan kaldırılmasından daha mümkün görünüyor. Bazı spesifik tür kanserin ilaç geliştirilerek tedavi edilmesi mümkün olsa da genel anlamda kanserin tamamen tedavi edebileceğini düşünmüyorum. Ancak önümüzdeki 5 ya da 10 yıl içinde kanseri çok etkili bir şekilde yönetmeyi başarabileceğimizi
umuyorum."

Kanserden korumak için genel olarak sigara, alkol, uyuşturucu ve güneşin zararlı ışınlarından uzak durulması gerektiğini ifade eden Fenstermacher, kanserde DNA'ların tahribata uğradığını, bu DNA'ların onarılması için sebze ve meyve tüketilmesinin faydalı olacağını sözlerine ekledi.
:cnnturk

Kansere karşı mor domates

Bilimadamları kansere karşı mor domates geliştirdi. "Antokiyan" adı verilen antioksidan pigment açısından zengin hale getirilen domatesin anti-kanserojen özellikler taşıdığı düşünülüyor.
  • TEMSİLİ FOTOĞRAF

      TEMSİLİ FOTOĞRAF

 

Metin Güneş / CNN TÜRK / Londra

İngiltere’nin Norwich kentindeki John Innes Merkezi’nden bir grup bilimadamı, antokiyan açısından zengin olan aslanağzı çiçeği  genlerini domatesle birleştirdi.

Nature Biotechnology adı tıp dergisinde de yayımlanan çalışmada, bu şekilde geliştirilen domatesleri yiyen farelerin daha uzun yaşadıkları belirlendi.

Böğürtlen, kızılcık ve kuş kirazı gibi meyvelerde bol miktarda bulunan antokiyan maddesinin kalın bağırsak kanseri hücrelerininin büyümesini önemli oranda yavaşlattığı belirlendi.

Bu meyveler aynı zamanda vücudu kardiyovasküler ve yaşlanmayla ilgili dejeneratif hastalıklara karşı da koruyor.

Pigmentlerin iltihaplanmayı önleyici, görme yeteneğini güçlendirici, obezite ve diyabet hastalıklarına karşı koruyucu olduğuna dair kanıtlar da bulunuyor.

John Innes ekibi bu pigmentlerin daha çok tüketilen meyve sebzelerde de bulunmasını sağlamanın yollarını araştırıyor. 

Domates, likopen ve falavanoid gibi faydalı antioksidant madde açısından zengin olan bir bitki. Şimdi domates genetik değişime uğratılarak genelde mor renkli meyvalarda bulunan diğer faydalı pigmentlerde eklendi.

Çalışmaya başkanlık yapan profesör Cathie Martin, “Birçok kişi günde beş porsiyon meyva ve sebze yemiyor ama eğer biyoaktive madde açısından zengin hale getirilmiş sebze ve meyveleri az miktarlarda da yeseler daha çok faydalanabilirler” dedi.

Yastık altı paralar ekonomiye kazandırılacak

Yurtdışındaki parayı yüzde 2, yastık altı olarak nitelenen yurtiçindeki parayı da yüzde 10 vergiyle Türk ekonomisine kazandırmayı amaçlayan tasarı, 30 Ekim Perşembe günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülecek.
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı'yla, "Gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurtdışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların milli ekonomiye kazandırılmasıyla, yurtiçinde bulunan ancak işletmelerinin öz kaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi" amaçlanıyor.

Kayıtaltına alınacak

Gerçek veya tüzel kişilerce, 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurtdışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla, varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, bu kanunun yayımlandığı ayı izleyen 3'üncü ayın sonuna kadar YTL cinsinden rayiç bedelle banka veya aracı kuruma bildirilecek ya da vergi dairelerine beyan edilecek.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için, pasifte, özel fon hesabı açacaklar.

Bu fon hesabı, sermayenin cüz'ü (parçası) sayılacak, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacak, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyecek.

Vergiden muaf olacaklar

Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerinin sahip olduğu ve Türkiye'de bulunan ancak 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin öz kaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, bu kanunun yayımlandığı ayı izleyen 3'üncü ayın sonuna kadar YTL cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edilecek.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kanun hükümlerine göre Vergi Usul Kanunu uyarınca kanuni defterlerine taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek, pasifte özel fon hesabı açacaklar.

Bu fon hesabı, sermayenin cüz'ü addolunacak ve beyan tarihinden itibaren 6 ay içinde sermayeye ilave olunacak. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak.

Geriye dönük inceleme yapılmayacak

Vergi dairelerine yurtdışından getirilen ekonomik varlıkların değeri üzerinden yüzde 2, yurt içinde beyan edilen varlıkların değerlerinin yüzde 10 oranında vergi kesilecek ve bu vergi, kesintinin yapıldığı ayın sonuna kadar ödenecek.

Ödenen bu vergi, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecek.

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak yüzde 2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15'inci günü akşamına kadar bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyecekler.

Yurtdışından veya yurtiçinden beyan edilen varlıklar nedeniyle 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi kesintisi yapılmayacak.

Yurtdışından varlık beyan edenler hakkında, bu kanun kapsamındaki beyanlarıyla sınırlı olarak Sermaye Piyasası Kanunu, Gümrük Kanunu, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen suçlar veya kabahatler ile bu suçlardan kaynaklanan mal varlığı değerleriyle ilgili olarak, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen suçlar yönünden soruşturma veya kovuşturma yapılmayacak ve idari para cezaları uygulanmayacak.

Yurtdışından bildirildiği veya beyan edildiği halde, bildirim veya beyanın yapıldığı tarihten itibaren 1 ay içinde Türkiye'ye getirilmeyen veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına ise vergi incelemesi ve vergi kesintisi uygulanacak.

Kira ödemede yeni dönem başlıyor


 
İşyeri kiraları ile konutlarda 500 YTL ve üzerindeki kiralar, 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren zorunlu olarak bankalar ya da posta işletmesi kanalıyla ödenecek.
  • 500 YTL ve üzerindeki kiralar, 1 Kasım'dan itibaren zorunlu olarak bankalar veya PTT kanalıyla ödenecek
  • 500 YTL ve üzerindeki kiralar, 1 Kasım'dan itibaren zorunlu olarak bankalar veya PTT kanalıyla ödenecek
Maliye Bakanlığı'nın 29 Temmuz'da yayımlanan "Gelir Vergisi Genel Tebliği" çerçevesinde, ay başından itibaren kira gelirlerinin tahsilinde yeni bir dönem başlayacak.

1 Kasım'dan geçerli olacak tebliğ uyarınca, konutlarda, her bir konut için aylık 500 YTL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin, işyerlerinde de işyerini kiraya verenler ile kiracıların, kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin, banka veya Posta Müdürlüğü (PTT) tarafından düzenlenen belgelerle belgelenmesi (tevsik) zorunlu olacak.

Banka ya da PTT Genel Müdürlüğü aracı kılınmak suretiyle, para yatırma veya havale, çek veya kredi kartı gibi araçlar kullanılarak yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont ya da hesap bildirim cetveli düzenlendiğinden, bu belgeler de tevsik edici belge kabul edilecek.

Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da aynı kapsamda olacak. Her bir konut için 500 YTL'nin altında kalan aylık kira gelirleri ile mahkeme ve icra yoluyla yapılan konut ve iş yeri kira geliri tahsilatları bu kapsamda değerlendirilmeyecek.

Elden kiraya ceza

Kiralarla ilgili zorunluluklara uymayan birinci sınıf tüccar ve serbest meslek erbabına 1.490 YTL'den, ikinci sınıf tüccarlara, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenlere 680 YTL'den ve bunların dışında kalanlara 320 YTL'den az olmamak üzere, her bir işlem için, işleme konu tutarın yüzde 5'i oranında ceza uygulanacak.

Cezalarda, 2009 ve sonraki yıllara ilişkin olarak da bu yıllar için belirlenecek asgari ceza tutarları dikkate alınacak.

Uygulama nasıl olacak?

Bu arada AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Gelir İdaresi Başkanlığı ile vergi dairesi başkanlıkları ve vergi dairelerine, uygulamaya ilişkin çok sayıda soru yöneltiliyor.

Sorular, birden fazla kişinin hissedar olduğu konutlarda nasıl bir yol izleneceği, gurbetçilerin nasıl hareket edeceği ve kira kontratını 3'üncü bir şahsın yaptığı gayrimenkuller için kim adına hesap açılacağı konularında yoğunlaşıyor.

Gelir İdaresi'ne bu çerçevede gelen sorular ile maliyecilerin bunlara verdiği yanıtlardan bazıları şöyle:

* İşyerini aylık 400 YTL'ye kiralayan mülk sahibi de uygulama kapsamında bulunacak mı?

Evet. İşyeri aylık kira bedellerinde tutara bakılmaksızın kiralar, banka veya Posta İdaresi'nce düzenlenecek belgelerle tevsik edilecek. Konut kiralarında ise zorunluluk 500 YTL ve üzerindeki kiralar için geçerli olacak.

* 2 konuttan birisinin aylık kirası 500 YTL, diğeri 300 YTL ise nasıl işlem yapılacak?

Düzenlemede her bir konutun aylık kira tahsilatının belgelendirilmesinde 500 YTL ve üzerindeki kiralar baz alınacak. Bu nedenle, aylık kirası 500 YTL olan konut için banka ya da PTT ile ödeme şartı aranacak.

Diğer konut için bu zorunluluk olmayacak. Dolayısıyla 4 ayrı konutun her birini aylık 400 YTL'den kiraya veren bir kişinin toplam kira geliri 1.600 YTL de olsa, tebliğ hükümleri bu kişiyi kapsamayacak.

Kira, mülk sahibinin hesabına yatacak

* Kira kontratı, vekaleten 3'üncü bir şahıs tarafından düzenlenmişse ne yapılacak?

Kontratı mülk sahibi dışında bir isim imzalamış olabilir. Ancak gayrimenkul sermaye iradının beyanından mülk sahibi sorumludur. Bu nedenle, kontrat, başka bir kişi tarafından düzenlense de, kira, mülk sahibinin hesabına yatırılacak.

* 1 adet konutu olan A kişisi, konutunu 1 Ekim 2008'de aylık 600 YTL'den kiraya veriyor. 3 aylık kira tutarı, 2008 için öngörülen 2.400 YTL'lik istisna haddinin altında kalıyor. Bu kişi de, kira bedelini banka veya PTT belgesiyle tevsik edecek mi?

Evet. Konut kira geliri ayda 500 YTL ve üstündeyse, yıllık istisna tutarının altında kalsa bile banka ya da PTT ile ödenecek.

* 15 Ekim 2008 tarihinde aylık 500 YTL'den kiraya verilen bir konutun 1 yıllık kira tutarı peşin olarak alınıyorsa ne olacak?

Uygulama 1 Kasım'da başlayacağı için bu tarihten önce peşin tahsil edilen kiralar için söz konusu zorunluluk bulunmayacak.

Bağ ve bahçelerin kiralanması


* Tarla, bağ, bahçe ve çiftlik kiralanması sonucu ödenen aylık kira bedellerinin banka veya PTT aracılığıyla ödenmesi zorunlu mu?

Vergi Usul Kanunu'na göre, tarla, bağ, bahçe ve çiftlikler de işyeri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, bu tür yerlerin kira gelirleri, tutara bakılmaksızın banka ya da posta idarelerince belgelenecek.

* Tapuda 2 hissedar adına kayıtlı bir konutun aylık kirası 500 YTL veya daha üstündeyse ne olacak?

Gayrimenkul sermaye iradlarında mükellef esas alınıyor. Bu durumdaki bir konutta tek hissedara 250 YTL de düşse, bu konutun kirası da banka ya da PTT aracılığıyla gönderilecek. Bu durumda kiracılar, 2 ayrı havale ücreti ödememek için, hissedarların ortak hesabına ya da birinin hesabına kirayı yatırabilecek.

Cezayı kim ödeyecek?


* Uygulamaya aykırı hareket edilmesi halinde ceza kimden tahsil edilecek?

1 Kasım 2008 tarihinden itibaren her bir işlem için 500 YTL ve üzerindeki konut kira gelirinin banka ya da Posta İdaresi aracılığıyla tahsil edilmemesi halinde, cezayı konut sahipleri ödeyecek. Herhangi bir limit olmaksızın işyeri kirasının aynı yolla ödenmemesi halinde ise özel usulsüzlük cezasının muhatabı kiraya verenler ile kiracılar olacak.

Örneğin 1.000 YTL'ye kiraya verilen bir konut için ev sahibinden, uygulamaya aykırı her işlem için 320 YTL ceza kesilecek. İşyerlerinde 1'inci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabına yine her bir işlem için en az 1.490 YTL, basit usule tabi mükelleflere de 680 YTL özel usulsüzlük cezası uygulanacak.

Havale ücreti ve masraflar düşündürüyor


Öte yandan Maliye Bakanlığı, uygulamanın banka ve PTT havale ücreti ve masrafları yönünden sıkıntı yaratabileceğini düşünüyor.

Bunun için Bankalar Birliği'ne daha önce "Uygulama kapsamında kiracılara bir kolaylık sağlanabilir mi?" şeklinde başvuru yapan Maliye, bankaların kira ödemeleri konusunda adımlar atmasını bekliyor.

Bir bankanın "Kira hesabı açtırıp, otomatik ödeme talimatı verin, biz de kirayı havale ücreti almadan, ev sahibine otomatik gönderelim" şeklinde bir kampanya düzenlediğine işaret eden bir Maliye yetkilisi, diğer bankaların da bu tür uygulamalar yapması halinde sorun yaşanmayacağını belirtti.

Edinilen bilgiye göre, bankalar, 3'üncü kişiler hesabına yatırılan 500 YTL ve üzerindeki paralardan genellikle 25-26 YTL dolayında havale ücreti alıyor. Bu tutar, bazı bankalarda 40 YTL'ye kadar çıkıyor.

İnternetten EFT'de 1 YTL, ATM'lerle yapılan havalelerde de 2 ile 3 YTL dolayında bir masraf ödeniyor. PTT ise 500 ile 1.000 YTL arasındaki havaleleri 10 YTL, 1.001 YTL ile 5.000 YTL arasındaki havaleleri 14 YTL, 5.001 ile 10.000 YTL arası havaleleri de 17 YTL ücrete tabi tutuyor.

Kayıtdışı kiralar kayda girecek

Bu arada günümüzde kiraların bir bölümü bankalar kanalıyla ödeniyor. Maliye, uygulamayla kirayı elden alan ve vergisini ödemeyen gayrimenkul sahiplerine ulaşmayı hedefliyor.

Uygulama çerçevesinde yıl sonundan bankalar ve Posta İşletmesinden kira ödeme listeleri Veri Ambarına yüklenecek. Diğer bilgiler de kullanılarak, kira geliri elde edip de, beyanda bulunmayanlar ortaya çıkarılacak.

Sigarasız Toplum

13/01/2000 TARİHİNDE KURULAN SİGARASIZ TOPLUM MERKEZİ


     Sigara kullanımının veya pasif sigara dumanına maruz kalmanın yol açtığı; tıbbi nitelikli ve her türlü yıkıcı etkileri, bunların önlenmesi, alınacak tedbirler ve uygulamalar konusunda başta çocuk ve gençler olmak üzere toplumu bilgilendirmek içenleri bırakmaya teşvik etmek amacıyla; 4207, 4733, 5261 sayılı tütün mamullerinin zararlarının önlenmesine dair kanunlar çerçevesinde ve Avrupa Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi Stratejileri esas alınarak, daha sağlıklı toplu oluşmasına katkıda bulunmak için çabalarını sürdürmektedir.


Hedef ve Stratejiler : Sağlıklı Gençlik, Sağlıklı Toplum , Sağlıklı Gelecek

     - Ortaya çıkacak sorunları başta önlemeye yönelik çalışmalarla toplum sağlık bilincinin ve sağlıklı yaşam kültürünün geliştirilmesi,
     - Dinamik zamanında doğru karar verebilen, fiziksel ve ruhsal açıdan daha sağlıklı nesillerin oluşması için, çocuk ve gençleri olumlu yönlendirmek, sağlıklı yaşam modeli geliştirmelerine katkı sağlamak,
     - Çocuk ve gençler başta olmak üzere bireylerin, tütün mamulleri tüketimi ve tütün dumanına maruz kalmasını önleyerek veya azaltarak, toplum sağlık düzeyini iyileştirme, arz talep ve zararı azaltmak,
     - Küresel bir sorun olan, uluslar arası tepki uluslar arası işbirliği gerektiren sigarayla mücadelede; Avrupa ve diğer ülkelerdeki sivil toplum kuruluşları, kurum ve kuruluşlarda işbirliği sağlanarak çalışmaları ülkeler arası boyuta taşımak


Sigaranın bireysel ve toplumsal zararlarını eğitici yolla anlatan, sigaraya bırakmaya teşvik edici düzenli yapılan faaliyetler:

     - Okullar, özel ve kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, medya kuruşları devletin idari yetkilileri ve yerel yönetimlerle işbirliği ile düzenlenen, seminer, konferans, sempozyum, canlı TV programları, afiş, broşür çalışmaları yapmak,
     - Tütün mücadelesinde önemli olan 31 Mayıs, 20 Kasım, 9 Şubat ve 1-7 Nisan kanser haftası gibi günlerde tütün kontrolü ve mücadelesi kapsamında, medyanın aktif katılımı ile aktiviteler düzenlemek,
     - Çocuk ve gençlerin çalışmalarda sorumluluk alarak, aktif katılımları ile genç gruplara aktarılabilir, sürdürülebilir nitelikte ve çeşitlilikte programlar düzenlemek,
     - Eğitim sürecinin sonucu olan "Sigarasız Topluma Dönüşüm"de medya aracılığı ile büyük kitlelere ulaşmak için TV ve Radyo programlarını sürekli yenileyerek yapmak.
 

BİTKİ ÇAYLARI VE FAYDALARI

adaçayı
Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

böğürtlen
Dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemis yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur.Meyva birçok meyvanın oluşturduğu bileşik küre biçimindedir. Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır.

dağçayı
Sideritis Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını kesici özelliklere sahiptirler.

ıhlamur
Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler.

kuşburnu
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

melissa
Yapraklar yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay halinde kullanılır.

nane
Yapraklari çay halinde yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, bulantıyı giderici olarak kullanılır. Bunun yanında çeşitli ilaçların terkibinde kullanıldığı gibi, yaprakları çiğ veya kurutulmuş olarak yemeklere konur. Nane esansı, çok miktarda zehir etkili olmasına karşılık az miktarı mide ağrılarına ve bulantılara karşı kullanılabilir. Nane uçucu yağı da oldukça fazla kullanılan bir yağdır.

papatya
Çiçek durumu başları, çiçek açmadan önce toplanarak gölgede kurutulur.Çay halinde sabahları aç karnına bir bardak içilebilir. İdrar çoğaltıcı, iştah açıcı, yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkilere sahiptir. Basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir. Boyar madde olarak da kullanılır.

rezene
Foeniculi Midevi, gaz söktürücü ve süt artırıcıdır.

salep
Öksürük ve bronşite faydalıdır. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Zihni çalıştırma gücünü arttırır.

sinameki
Memleketimizde çok kullanılan müshil ilacıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.