>Yazılar arşiv 01.2009
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kenanca

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

Akgün’ün kızına torba torba takı

İsmail AKTAŞ / İSTANBUL
 
Akgün’ün kızına torba torba takı
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün, Erkan Akyollu’yla evlenen kızı Yurdagül Akgün’e torbalar dolusu takı takıldı.

Kaya Ramada Otel’deki düğüne gelenler takıları, gelinin iki arkadaşının tuttuğu saten torbalara attılar. Torbalar doldukça, içindekiler büyük bir pamuklu torbaya aktarıldı. Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci’nin kıydığı nikáhta, çiftin nikáh şahitliğini Almanya’nın Schalke 04 Kulübü Asbaşkanı Gerhard Rehberg, eski KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici ve Aydın Valisi Mustafa Mala yaptı.

Derviş Eroğlu evlilik cüzdanını, aile birliğine sahip çıkması için Yurdagül Akgün’e verdi. Yerel seçimlerde Büyükçekmeceliler’den CHP adayı olarak oy isteyecek Hasan Akgün, "Bu akşam çok heyecanlıyım, bu da çok normal" dedi.

 

Türk doktor ayağını kesilmekten kurtardı

Almanya’da,yakalandığı
kemik kanseri nedeniyle kesilmesi gerektiği söylenen 13 yaşındaki Aylin Gülez’in
bacağına diziyle ayak bileği arasına protez takıldı.
AA muhabirine bilgi veren İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi
Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harzem Özger,
Almanya’da yaşayan Aylin Gülez’e kötü huylu kemik tümörü teşhisi konulduğunu ve
ilaç tedavisi uygulandığını söyledi.
Tedavi sonucunda tümörün ilaç tedavisine istenen cevabı vermediğinin,
aksine büyümeye devam ettiğinin tespit edildiğini ifade eden Prof. Dr. Özger,
tümör çok fazla büyüdüğü için uzvu koruyarak tümörü çıkarmak konusunda bir karar
verilmesi gerektiğini, bu aşamada da hekimlerin tecrübe ve yeteneğinin devreye
girdiğini anlattı.
Harzem Özger, Aylin Gülez’e, Almanya’da bacağı koruyarak tümörü çıkarma
imkanının olmadığının söylendiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Oradaki merkezler dünyaca kabul edilmiş insanların da görüşünü
alıyorlar, ancak bacağı feda ederek tümörden kurtulabileceğini ifade ediyorlar.
Ailesi ’bacağı kurtarabilecek tedaviyi yaptırabilir miyiz’ arayışı içine girerek
bir şekilde bana ulaşıyor. Almanya ile görüşüp bilgileri aldıktan sonra bunu
çıkarabileceğimizi söyledim. Onlar da inandı ve güvendi.
Temiz sınırlarla diz üstü ile ayak bileği arasındaki 25 santimetrelik
bölüm alınarak yerine protez takıldı. Ameliyatta ayak ve ayak bileği ile birlikte
15 santimetrelik bölüm korundu. Ayak bileği üstündeki bacak kemiği, diz eklemi
adale sistemiyle birlikte üzerini örten dokular dahil hepsi çıkarıldı. Hiçbir
problem olmadan son derece sağlıklı olarak bacağını yeniden kullanılabilir hale
getirdik. Bacak bütünüyle geçici olarak alçıya alındı. 5 hafta sonra ayağa kalkıp
yürümeye başlayacak."
-PROTEZ, HEM KEMİK, HEM DE EKLEM GÖREVİ YAPACAK
Prof. Dr. Harzem Özger, takılan protezin hem kemiğin, hem de eklemin
görevini üstlendiğini, ayrıca dizin hareket fonksiyonlarını sağlamak üzere de
bazı adale nakilleri de yapıldığını anlatarak, ameliyatta tümörün içinde kalması
sebebiyle bacağı besleyen 3 damarın ikisini de feda ettiklerini, kalan çok ince
damarı koruyarak bacağın yaşamasını sağladıklarını vurguladı.
Özger, yine bacağı çalıştıran sinirleri de tümörsüz ve güvenilir bir
şekilde koruduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Geride hiçbir tümör hücresi bırakmayacak şekilde uzvu koruyarak
çıkartabiliyorsanız, tercih budur. Eğer bunu yapamıyorsanız, geride tümör
kalacaksa o zaman çareniz yok bunu keserseniz. İşte burada farkı yaratan o işi
yapan cerrah. ’Tamam kesilecek’ denilen vaka, aslında bir kişi için kesilecek
vaka iken, başkası için kurtarılacak vaka olabilir. Hastaların şanslarını doğru
adreslerde sonuna kadar denemelerinde fayda var."
Almanya’nın son derece geniş imkanlara sahip bir ülke olduğunu, ancak
oradaki meslektaşlarının tecrübesinin belki kendilerininki kadar fazla
olmayabileceğini ifade eden Özger, bu tür hastalıklarda doğru olanın tümörleri
fazla büyümeden çıkarmak olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Harzem Özger, Aylin Gülez’in boyu biraz daha uzayacağı için
uzama payını telafi etmesi amacıyla protezi biraz daha uzun koyduklarını dile
getirerek, çocuğun bacağını aktif olarak kullanabilmesi ve kaldırabilmesi için
oradaki bir bölüm adalenin de yerini değiştirerek diktiklerini bildirdi.
Dünyada ve Türkiye’de çok gelişmiş protezler yapıldığına dikkati çeken
Özger, bu tür ameliyatlarda dönebilen, diz ekleminin iç ve dış dönmesine de uyum
gösterebilen materyaller kullanıldığını kaydetti.
Özger, "Aylin, ayağa kalktı, koltuk değnekleri ile yürüyebiliyor. 5
hafta sonra alçı çıkarılacak, fizik tedavisi başlayacak ve o zaman koltuk
değneklerini atacak" diye konuştu.
-KOSOVALI ÇOCUĞA DA BENZER OPERASYON-
Prof. Dr. Harzem Özger, yine benzer bir şekilde Almanya ve İtalya’da
doktorların, bacağının kesilmesini söylediği Kosovalı 14 yaşındaki bir erkek
çocuğun da, ailesi tarafından Türkiye’ye getirildiğini ve kendisinin ameliyat
ettiğini ifade etti.
Özger, bu vaka ile ilgili şu bilgileri verdi:
"İlk gördüğüm zaman tablo çok korkunçtu. Tümör o kadar büyüktü ki,
neredeyse dışarı patlamak üzereydi. Önce ilaç ve ışın tedavisi ile tümörü
küçültük ondan sonra dizin üstünden 10 santim bırakarak bütün uyluk kemiği ve
kalça eklemini değiştirdik. Burada da protez kalça ekleminin görevini yapıyor.
Diz eklemi kendi eklemi, ama uyluk kemiği ve kalça eklemi protez.
Doğru adresi bulmadıkça Almanya veya başka bir ülkeye gitmek bu işi
çözmüyor. Biz hiçbir şekilde onlardan daha yetersiz değiliz. Bu güveni vermek
lazım. Türk hekimleri ve hastaneleri dünyada son derece saygın ve ileri aşamalı
bir konuma sahip."
-ANNE VE KIZI-
Anne Semra Gülez, kızına geçen yılın Ağustos ayında teşhis konulduğunu,
uygulanan ilaç tedavisine rağmen kızının bacağındaki tümörün büyümesinin
durdurulamadığını anlattı.
Gülez, "Yaşadığımız şehirde bulunan Köln Üniversite Hastanesi’nde bize
bacağın dizüstünden kesilmesi gerektiğini söylediler. Essen şehrinde de doktorlar
bir kriz toplantısı yaptılar. Sonuç olarak Alman doktorların hepsi, bize bacağın
kurtarılamayacağını, kesilmesi gerektiğini söylediler. Biz çok araştırma yaptık
ve en sonunda Türkiye’ye geldik. Burada yapılan ameliyatla kızımın bacağı
kurtarıldı. Kızım yeniden yürüyebilecek" diye konuştu.
Bacağı kesilmekten kurtulan Aylin Gülez de, şu anda gayet iyi olduğunu,
yürüme şansını yeniden yakaladığı için çok mutlu olduğunu ifade ederek,
Almanya’ya ve okuluna döneceği için çok sevindiğini kaydetti.

Doğum yaptı ama hamile olduğunu bilmiyordu

Almanya’nın Baden-Würtemberg eyaletinin Mannheim kentinde, hamile olduğunu anlamayan 16 yaşındaki bir orta okul öğrencisi, bir kız çocuğu dünyaya getirdi.
Bild gazetesi, adını "Pamela Z" olarak verdiği genç annenin doğuma kısa bir süre kala bile hamile olduğunu anlayamadığını yazdı.
Gazete, geçen yılın son gününde şiddetli sırt ağrıları hisseden genç kızın hastaneye gittiğini ve yılbaşı gecesi saat 00.04’te doğum yaptığını belirtti.
Pamela Z’nin Selina adını verdiği bebeğinin 16 yaşındaki babasıyla internet üzerinden tanıştığını kaydeden gazete, genç babanın da hamilelikten haberi olmadığını bildirdi.
Öte yandan, başkent Berlin’deki Charite Hastanesinde yeni yılın ilk saatlerinde, adının açıklanmasını istemeyen bir Türk kadını doğum yaptı. Metehan adı verilen bebeğin sağlıklı olduğu bildirildi.

Oğuzhan’ın cenazesine askeri eskort

NAİL KAHRAMAN, Bursa DHA

Ankara’da yeni yılı birlikte kutladığı 6 arkadaşı ile birlikte yaşamını yitiren Bilkent Üniversitesi öğrencilerinden Oğuzhan Tozburun’un cenazesi Albay olan babası Seyit Tozburan, annesi Güler Tozburun ile ABD’de master yapan ağabeyi Serhat, kardeşi Batuhan Tozburun tarafından Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine getirildi

 Askeri araçların eskortluk yaptığı konvoy eşliğinde getirilen cenaze, Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi morguna konuldu. Taziyeleri ağlayarak kabul eden aile, çocuklarını en son geçen yaz ayında gezmek için geldiği Ocaklı köyünde bugün öğle kılınacak cenaze namazından sonra, babaannesinin yanında toprağa vereceklerini söyledi.

 

Partiye 15 kişi davetliydi

Bilkent Üniversitesi Ticaret ve Yönetim bölümü hazırlık öğrencisi Tarık Şükrü Yılmaz’ın arkadaşı Sevcan Çilingir, kendilerinin de yılbaşı gecesi kutlamasına çağrıldığını ancak gidemediklerini belirterek, Tarık’ın 15 kişilik bir liste yaptığını ve sadece 7 arkadaşın geceye katıldığını söyledi.

Vakit’e tepki

Facebook’taki “Bilkentli vefat eden yedi arkadaşımızın anısına” isimli grupta, Vakit gazetesinin faciayla ilgili haberindeki, “Ankara’da yılbaşı kutlayan kızlı erkekli yedi öğrenci, alkol alıp sızan gazı fark edemeyince, gaz zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetti” cümlesi kınandı

Grupta ayrıca www.samanyoluhaber.com sitesinde, faciayla ilgili haberin altındaki, ‘Partinin finali iyi olmuş. Ben de korkmuştum bizim öğrencilerdendir diye. Allah tüm inanan öğrencilerini korusun’ ve ‘Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar’ gibi okuyucu yorumlarına izin veren internet sitesi yönetimine de tepki gösterildi.
Vakit Gazetesi’nin yaklaşımı eleştirilirken, olayda hayatını kaybeden Erol Can Özdokumacı’nın Manisa’daki evindeki  odasında bulunan Kuran- ı Kerim ve Türkçe ilmihali, namaz kitabı ve tespih dikkati çekti.

Doğalgazı tamir etmeye kalktı, faciadan dönüldü

MUSTAFA KURTARAN İstanbul

İstanbul Maltepe’de, ev sahibinin yetkilileri çağırmak yerine doğalgaz borusunu tamir etmeye çalışması faciaya neden oluyordu

 Doğalgaz patlaması sonucu mutfak ve oturma odasının duvarı çökerken, şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı. Kiracısının şikayeti üzerine  ev sahibi tarafından tamir edilen boruda oluşan çatlaktan yeniden gaz sızıntısı oluştu.  Doğalgazın alev almasından kısa süre sonra büyük bir patlama meydana geldi. Kiracının evde olmaması bir faciayı önledi.  

Müdüre öfke!

Demir, ilk zehirlenme ihbarının geldiği, ölüm olayı yaşanmayan 4 numaralı dairede ventilasyon (havalandırma) kapağının gazeteyle kapalı olduğunu belirtirken, gençlerin öldüğü 3 numaralı dairedeki ventilasyon konusunda net bir açıklama yapmadı.
MİTHAT YURDAKUL Ankara

7 gencin yılbaşı gecesi karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetmesi tüm Türkiye’yi yasa boğdu. Kurumunu savunmak için basın toplantısı düzenleyen Başkent Doğalgaz A.Ş. Genel Müdürü Veysel Karani Demir’in gençlerin cansız vücutlarıyla ilgili sözleri büyük tepkiye neden oldu

Bilkent Üniversitesi öğrencisi 7 gencin yaşama veda ettiği karbonmonoksit zehirlenmesinde Ankara’ya doğalgaz dağıtan Başkent Doğalgaz A.Ş.’nin ihmali olup olmadığı tartışılırken Genel Müdür Veysel Karani Demir, dün özelleştirme sürecindeki şirketini savunmak için basının karşısına çıktı.
Olay sabahı karbonmonoksit zehirlenmesinin yaşandığı eve gittiğini anlatan Demir, cansız yatan gençlerin “yarı çıplak” olduğunu söyledi. Emniyet ve savcılıktaki bilgiler ile olay sabahı kapıyı açmak için eve giden çilingir ise müdürün doğru söylemediğini ortaya çıkardı. Sözlerinin tepki toplaması üzerine akşam saatlerinde Milliyet’e farklı bir açıklama yapan Demir, “Haşa, yok öyle bir şey. Yarı çıplak dediğim, çocuk sırtüstü yatmış, yakası açık. Gündüz giydiği elbiselerle duruyor çocuklar” diyerek geri adım attı. 

‘Şirketin değeri düşüyor’
Demir, düzenlediği basın toplantısında faciaya, kombiden bacaya bağlantı sağlayan fleks borusundaki yırtılmanın neden olduğunu söyledi. Kombi ve bağlantı arızalarının sorumluluğunun evde yaşayanlara, baca bakımının sorumluluğunun ise apartman yöneticilerine ait olduğunu öne süren Demir, kendilerinin sorumluluğunun sayaçta sona erdiğini kaydetti.
Olayın, Başkent Doğalgaz A.Ş.’yi yıprattığını savunan Demir, “Bu şirket özelleştirme yolunda bir şirkettir. Bu ekonomik kriz ortamında bu tür etkiler, bu şirketin, Ankaralının malı olan bu şirketin değerini düşürmektedir” dedi.
Demir, gazetecilerin neden kravat takmadığı konusundaki ısrarlı sorularını  sinirlenerek yanıtladı. Basın toplantısını Cuma namazı nedeniyle apar topar bitiren Demir, “Başka sorunuz yoksa cumaya müsaade isteyeceğim” dedi. Demir, toplantıdan ayrılmak üzere olduğu sırada da gazetecilere “Cumanız mübarek olsun” diye seslendi. Daha sonra yanındaki bürokratlara namaz saatini kaçırıp kaçırmadığını soran Demir’e gazeteciler soru sormaya devam etti.
Olay sabahı eve giren Demir’e bir gazetecinin karşılaştığı manzarayı sorması üzerine Başken A.Ş Genel Müdürü şu yanıtı verdi: “Gençlerin her biri bir tarafa dağılmış, bir taraflara düşmüş. Kimisi yerde, kimi yüzükoyun, kimisinin belden üstü yarı çıplak. Benim de çocuklarım var. Bir baba, bir dede olarak bu travmayı uzun süre atlatabileceğimi sanmıyorum.” 

Yetkililer ‘giyinik’ dedi
Gençlerin yarı çıplak bulunduğu iddiasına karşı olayın ardından evde yapılan ilk incelemeler, yaşamını yitiren 7 gencin üstlerinin tamamen giyinik olduğunu ortaya koydu. Polis ve savcılık yetkilileri, öğrencilerin giyinik olduğunu tespit etti.
Olay sabahı gençlerin bulunduğu evin kapısını açan çilingir de üniversite öğrencisi gençlere ait cansız vücutların giyinik olduğunu söyledi. Milliyet’in ulaştığı çilingir Cevat Nayır, “Hepsi giyinikti. Üzerlerinde günlük giysileri vardı” dedi.

Sonra çark etti
Akşam saatlerinde Milliyet’in telefonla ulaştığı Demir, geri adım attı. Demir, “O sabah uygun bulmadığınız bir durum mu gördünüz” sorusu üzerine “Haşa yok öyle bir şey” diyerek şöyle devam etti: “Yarı çıplak dediğim, çocuk sırtüstü yatmış, yakası açık. Gündüz giydiği elbiselerle duruyor çocuklar. Hiç böyle çıplaklık falan söz konusu değil. Üstleri soyunuk manasında değil. Birisinin gömleğinin düğmeleri açılmış. Hatta biz şöyle yorumladık; rahatlamak için diye. Nefes almak için mi diye.” Demir, “Üzerini çıkaran çocuk var mıydı” sorusuna “Hayır” yanıtını verdi.

 

‘Kravat hediye edin takayım’
Basın toplantısına kravatsız katılan Demir’e bir gazeteci “Bürokrat arkadaşlarınızla birlikte kameraların karşısındasınız ama kravat takmadığınızı görüyorum. Bunun gerekçesi nedir acaba” diye sordu. Demir,  “Herhalde hadisenin etkisi. Özel bir tavrım yok. Kravat da takıyorum, kravatlı resimlerim de var” dedi. Demir, ısrarlı sorular üzerine de “Kravat hediye et de takayım” yanıtını verdi.

Denetim tüketici sorumluluğuna bırakılmamalı

TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada, gaz zehirlenmelerine karşı şu uyarılarda bulunuldu:

- Doğalgaz dağıtım şirketleri, doğalgazın ilk devreye alınmasında kontrolleri yapıyor, ancak yıllık denetimler eksik bırakılıyor. Gazın güvenli kullanımı tüketicinin duyarlılığına bırakılmıştır. Bu konu ivedilikle ulusal düzeyde geçerli, uygulaması zorunlu yasal statüye kavuşturulmalı. Mağdurların eğitimli olması, konunun tüketici sorumluluğuna bırakılamayacağını gösteriyor.
-  Atık gaz çıkışı borusu periyodik biçimde denetlenmelidir.
-  Bazı servisler, bacanın iyi çekmemesi nedeniyle kombilerdeki emniyet düzeneğini kapatmaktadır. Periyodik denetimler bu uygulamaların sonlanmasını sağlayacaktır.
-  Ventilasyon menfezleri (havalandırma) hiçbir biçimde kapatılmamalıdır.
-  Kombi cihazlarının her yaz bakıma alınması için yasal zorunluluk sağlanmalıdır.
-  Karbonmonoksit gazı belli bir seviyeye ulaştığı anda uyarı veren sensörlerin kullanımı teşvik edilmeli.
-  Gaz dağıtım şirketleri, büro tescil belgesi olmayan firmalara yetki verme uygulamasını sonlandırmalıdır.   Bu konuda EPDK’ya yaptığımız başvurular sonuçsuz kaldı. Başkent Doğalgaz da doğalgaz projelerinin onaylanması konusundaki işbirliği tekliflerimizi karşılıksız bırakmıştır.

 

BACALI KOMBİLERDE DİKKAT EDİLECEKLER:
3 ayda bir baca temizlenmeli

Cihazın bulunduğu ortamdaki oksijeni kullanması nedeniyle olası gaz sızıntılarında karbonmonoksitin daha hızlı tesir ettiğini vurgulayan Baran, bacalı kombi kullanıcılarına şu uyarılarda bulundu:
- Gazlı cihazların bulunduğu binanın bacası 3 ayda 1 kez, itfaiye veya itfaiyenin yetkilendirdiği şirketlerce temizlenmeli. Bacalarda çekimin olup olmadığı vakum ve duman testi ile kontrol edilmeli. Kömür yakılan binalarda baca temizliği 2 ayda 1 yapılmalı.
- Bacaya ulaşan alüminyum fleksi borular çelik boru ile değiştirilmeli. Geçmişte kullanımına izin verilen alüminyum borular darbelere karşı çok dayanıksız ve temizlik sırasında bile delinip yırtılabiliyor. Çelik boru alüminyum boruya karşı çok daha güvenli.

Menfezlere  dikkat 
- Cihazdan çıkan karbonmonoksitin atımını sağlayan boru kombiden 30 santim yükseldikten sonra doğru bir kavisle bacaya ulaşmalı. Yüksekliğe uygun bir dirsekle bağlantı yapılmazsa yanan gaz yükselemeden dirseğe çarparak yeniden cihaza dönüyor ve baca sensorunu harekete geçirerek gazı kesiyor.
Oluşan arızanın ardından vatandaşların çağırdığı bazı servis görevlileri, sensörü çıkararak soruna çözüm sağlıyor. Ancak sensorun cihazdan alınması olası karbonmonoksit zehirlenmelerine davetiye çıkarıyor. 
- Pencere menfezi mutlaka olmalı. Pencereleri PVC’ye çeviren birçok kişi menfezi açmaya gerek görmüyor veya menfezi bezle kapatıyor. Havalandırma çok önemli olduğu için menfez kesinlikle kapatılmamalı. 
- Bacalı cihazlar hiçbir şekilde yatak odası, banyo ve tuvalet gibi yerlere konulmamalı. 
- Kalabalık ailelerde kombinin veya sobanın olduğu yerde yatılmamalı.  
- Sızıntılara karşı gaz alarm cihazı ve beraberinde kapama vanası kullanılmalı. Gaz alarm cihazlarının fiyatı 150- 200 TL arasında değişirken, korbonmonksit alarm cihazları da piyasada 70 TL’den başlayan fiyatlarla satılıyor. Ama cihazı alırken metan duyarlılığının olup olmadığı sorulmalı.

 

HERMETİK KOMBİLER İÇİN:
Bacaların ucu dışarıda olmalı 
Baran, baca çıkışının pencere veya balkonda olduğu hermetik cihazları kullananların da şunlara dikkat etmesi gerektiğini söyledi:
-  Kombi ve sobalara yıllık bakım yapılmalı.
-  Hermetik cihazlar mutfak veya mutfak balkonlarına konulmalı.
-  Yıllık bakımda servise baca ve fan temizliği de yaptırılmalı ve bu işin faturası servisten istenilmeli. 
-  Bacanın ucu yüzde 1-2 oranında aşağı eğimli olarak çıkış yapmalı. Böylelikle yağmur sularının gelmesi engellenir. Açık balkonlarda da dahi baca ucu dışarıda olmalı.
 Gaz dedektörü ve karbonmonoksit dedektörleri kullanılmalı.

Mahkûmlar aileleriyle Kürtçe konuşabilecek

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara

Adalet Bakanlığı, Kanunlar Genel Müdürlüğü’ne tüzüğün değiştirilmesi talimatını verdi. Kürtçe yasağı kalkacak

TRT’nin Kürtçe yayına başlaması ve Türk alfabesinde bulunmayan “x, q, w” harflerine özgürlük tanınmasının ardından, Adalet Bakanlığı da Kürtçe yasağının kaldırılması için adım attı.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Kanunlar Genel Müdürlüğü’ne, mahkûmların aileleriyle telefonda Kürtçe konuşmalarını engelleyen tüzüğün değiştirilmesi talimatını verdi.
Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin raporları doğrultusunda, İmralı Cezaevi’nde tutulan terörist Abdullah Öcalan’ın yanına farklı mahkûmların da nakli yolunda adım atan Adalet Bakanlığı, şimdi de cezaevlerindeki Kürtçe yasağını kaldırmak için harekete geçti.

Yine denetlenecek
Bakanlık bürokratlarının, telefonla sadece Türkçe konuşulabileceğine yönelik ifadeyi tüzükten çıkarması bekleniyor. Hazırlanacak yeni tüzükte, mahkûmlara Kürtçe başta olmak üzere diğer dillerde konuşma hakkı tanınacak. Bu konuşmalar da cezaevi telefonundan yapılan diğer tüm görüşmeler gibi kayda alınacak.