>Yazılar
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kenanca

Yazılar

Beyaz peynir fiyatları düştü

7469223 A.A.

Günde 650 ton süt işleyerek Türkiye'nin beyaz peynir ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayan Konya'nın Ereğli ilçesinde, 18 kilogramlık tenekelerde satılan beyaz peynirin fiyatının 54 TL'den 40 TL'ye kadar gerilediği bildirildi.

Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Enver Bozkurt, ilçede çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda fabrika bulunduğunu, bunların büyük çoğunluğunu süt ürünleri fabrikalarının oluşturduğunu belirtti.

Bozkurt, Ereğli'nin 'beyaz peynirin başkenti' olduğunu ifade ederek, “Bölgede süt inekçiliğinin yaygın olması nedeniyle, çok sayıda süt ürünleri fabrikası ilçede faaliyet gösteriyor. İlçemizdeki fabrikalarda günde ortalama 650 ton süt işleniyor. Bunun 350 tonu Ereğli'nin mahalle ve köylerinden karşılanırken, 300 tonu da çevre iller Aksaray, Sivas, Kayseri, Konya ve Niğde'den temin ediliyor” dedi.

İlçede, yoğurt, tereyağ, kaşar peyniri gibi birçok süt ürünü üretildiğini anlatan Bozkurt, üretimde aslan payını beyaz peynirin aldığını ve ilçe ekonomisine önemli bir katkı sağladığını belirtti.

Bozkurt, ilçenin önemli bir gelir kaynağı olan beyaz peynirin büyük bir kısmının yurt içinde tüketildiğini vurgulayarak, az sayıda firmanın da Orta Doğu ülkelerine ihracat yaptığını ifade etti.

FİYATLAR UCUZLADI

Son günlerde süt fiyatlarında düşüş yaşandığını dile getiren Bozkurt, şunları kaydetti:
“Sütün kilogram fiyatı 45 kuruşa kadar geriledi. Bu düşüş doğal olarak beyaz peynire de yansıdı. Süt fiyatlarının 45 kuruşa kadar gerilemesi ve talebin azalması nedeniyle fiyatlarda ciddi oranlarda düşüş yaşandı. Şu anda 18 kilogramlık tenekelerde satılan beyaz peynir 54 TL'den 40 TL'ye kadar geriledi. Yem fiyatlarında da geçtiğimiz yıllara göre önemli artışın olmasına karşın beyaz peynirin fiyatında yaşanan düşüş ise tüketiciye yaradı.”

Sektörde birtakım sıkıntıların da olduğunu anlatan Bozkurt, satışını yaptıkları ürünlerin ödemelerinde sorunlarla karşılaştıklarını, alıcıların uzun vadeli çekler vermesinin üreticileri zor durumda bıraktığını belirtti.

Maliye ile 13 milyarlık barış

Aysel ALP/ANKARA

2 Mart’ta başvuru süresi dolan Varlık Barışı Kanunu’ndan büyük sürpriz çıktı. Vergi mükellefleri, başvuru süresine günler kala, vergi dairelerine koşarak, şirket kayıtlarında olmayan 13 milyar liralık bildirimde bulundular.

Sözkonusu kaynak, küresel krizde şirket sermayelerini güçlendirecek. Maliye kasasına ise 650 milyon lira girecek. Yurtdışından gelen para

Aysel ALP YAZIYOR

ise, yurtiçine göre sınırlı kaldı.

Beklentilerin aksine yapılan 13 milyarlık yurtiçi bildirim Maliye’de yüzleri güldürdü. Pazartesi günü başvuru süresi biten yasa kapsamında, şirketler yurtiçinde bulunan ancak şirket kayıtlarında yer almayan varlıklarını, vergi dairelerine beyan ederek kayıt altına aldılar. Böylece yasa güvencesiyle beyan ettikleri bu tutarlar için vergi incelemesinden de muaf olma hakkı kazandılar.

Sermayeler güçlenecek!

Kasım ayında yürürlüğe giren yasa, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ancak 1 Kasım 2008 tarihi itibariyle işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan para, döviz, altın, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların şirket kayıtlarına girmesini hedefliyordu. Bu yolla küresel krizde şirket sermayelerinin güçlendirilmesini amaçlayan yasa kapsamında, şirketler beyan ettikleri varlıklarını 6 ay içerisinde şirket sermayesine ilave edecekler.

650 milyon vergi!

Yurtiçinde yapılan 13 milyarlık bildirim, Maliye kasasına 650 milyon lira gelir yazacak. Çünkü yasa yurtiçi bildirimlerde yüzde 5 oranında vergi ödenmesine hükmediyor. Söz konusu verginin, beyanı takip eden ayın 15’ine kadar ilgili vergi dairelerine ödenmesini öngörüyor.

22 Kasım’da yürürlüğe giren bu kanun, kayıt altında olmayan varlıkların milli ekonomiye kazandırılması amacını taşıyordu. 3 ay boyunca mükellefin kanuna ilgi göstermemesi, kamuoyunda ‘Maliye boşuna bekler’ yorumlarına neden olurken; Maliye bürokratları, “O zaman da söylemiştik. Bizim vatandaşlarımız son dakikacıdır. Hemen başvurursa vergiyi de hemen ödemesi gerekir. Oysa son dakika başvurusu yapmaları durumunda vergiyi daha geç ödeme şansı elde ederler. Bunu bir kez daha görmüş olduk” yorumunda bulundular.

Yurtdışı netleşmedi!

Varlık Barışı Kanunu, sadece yurtiçi değil, yurtdışında olup da şirket kayıtlarında yer almayan varlıkların da yurda getirilmesini amaçlıyordu. Hatta BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, başvuru süresinin bitimine günler kala “Türk işadamlarının bir Kuzey Avrupa ülkesinde 60 milyar doları var. Küresel krizde ülke değerlerinin yurtdışına taşınması elbette ki kabul edilemez. Varlık Barışı’ndaki imkanı hala kullanmamaları affedilemez” sözleriyle işadamlarını yasadan yararlanmaya çağırmıştı. 

Ancak Bilgin’in bu çağrısına karşın, mükellefin yurtdışındaki varlıklarını getirme konusunda fazla istekli olmadığı görüldü. Henüz bankalardan net bilgiler ulaşmamakla birlikte, yapılan ön temaslarda yurt dışından gelecek kaynağın 3 milyar dolar sınırında kalacağı belirlendi. Üst düzey bir Maliye yetkilisi, “Yurtdışı bildirimler daha çok bankalar kanalıyla olduğu için; bankanın bize bildirimi 10-15 günü bulur. Dolayısıyla yurtdışındaki net rakamı bu süreden sonra görebiliriz” dedi. 

Yurtdışından gelen rakamın 3 milyar dolar olması durumunda ise Maliye kasasına yüzde 2 oranında vergi girecek. Bu da 60 milyon dolarlık bir geliri ifade ediyor.

:Hürriyet

Petrol Ofisi'nden doğalgaza büyük yatırım

7472043 Petrol Ofisi Karadeniz Türk karasularındaki ilk ve en büyük doğalgaz üretim projesine yatırım yapıyor.

Petrol Ofisi, Akçakoca açıklarındaki doğalgaz üretim sahalarını ve arama ruhsatlarını kapsayan projede, Toreador`un sahibi olduğu hisselerin yüzde 26,75`lik bölümünün, KDV hariç 55 milyon dolar bedelle Petrol Ofisi Arama Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralma işleminin tamamlandığını açıkladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından da onaylanan devralma işleminin ardından Petrol Ofisi projede %26,75’lik payıyla TPAO’dan sonra ikinci en büyük hissedar konumuna geldi.

Türkiye petrol ve doğalgaz arama ve üretim sektöründe işlem boyutu açısından bugüne kadar imzalanmış en büyük anlaşma olan devralma işlemini takiben, Petrol Ofisi nitelikli bir arama üretim ekibi kurarak, projede aktif rol oynamayı ve doğalgaz üretimini artıracak çalışmalarda katma değer yaratmayı planlıyor.

Toreador’dan Petrol Ofisi Arama Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye hisse devrinin gerçekleşmesi, Ocak 2009’da resmi onay ve kayıtların tamamlanmasını takiben 3 Mart 2009’da sonuçlandı.

Petrol Ofisi, hissedarları Doğan Holding ve OMV’den aldığı destekle, yurtiçi doğalgaz üretiminin %15’ini karşılayan Türkiye’nin en büyük açık deniz doğalgaz projesine ortak olarak dikey entegrasyon gerçekleştirmede büyük yol kat etti. Petrol Ofisi CEO’su Melih Türker, “Bu yeni iş kolunda büyümek istiyoruz. Dolayısıyla bu proje bizim için iyi bir başlangıç” dedi.

Türkiye’nin en büyük doğalgaz projesi

Karadeniz’de ticari hidrokarbon üretimini başlatan Güney Akçakoca Alt Havzası Projesi, Türkiye’deki en büyük arama ve üretim projelerinden biri olmasının yanı sıra karasularımızdaki en büyük doğalgaz üretim projesi olma özelliğini de taşıyor.

2008’de günlük ortalama 500 bin metreküp doğalgaz üretimi ve mevcut durumda günlük 340 bin doğalgaz üretiminin yanısıra proje güçlü bir büyüme potansiyeli de barındırıyor. Türkiye’nin yurtiçi toplam doğalgaz arzında önemli katkısı olan proje, Petrol Ofisi Arama Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. portföyüne aynı zamanda hem arama hem de üretim varlıkları eklemiş oluyor.
:Hürriyet

Cenevre Otomobil Fuarı başladı

7471895 A.A.

Bu yıl 79'uncusu düzenlenen Cenevre Otomobil Fuarı'nda 85 modelin dünya ve Avrupa tanıtımı yapılacak.

Basın açılışı bugün yapılan fuar, 5-15 Mart 2000 tarihleri arasında ziyaretçiler tarafından görülebilecek.

İşte fuardan ilk fotoğraflar
 
Bu yıl 77 bin 894 metrekare alanda 30 ülkeden 250 firmanın yeni modellerini sergileyeceği fuarda, yeni modellerle birlikte sıra dışı konsept tasarımlar de yer alıyor.

Cenevre Otomobil Fuarında bu yıl, 85 modelin dünya ve Avrupa tanıtımı yapılırken, toplam 120 yenilik de fuarda ilk kez sergilenecek.

Geçen yıl yaklaşık 700 bin kişinin ziyaret ettiği fuarı iki gün boyunca çeşitli ülkelerden basın mensupları takip edecek.

Fuarın bu yılki odak noktası çevre olarak belirlenirken, özel olarak hazırlanan “yeşil salonda” ekonomik ve ekolojik araçlar ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.

Otomotiv endüstrisini dünya çapında etkileyen zorlu ekonomik krize rağmen firmalar fuarda, yeni modellerini ve gelecekteki modellerine ait prototipleri sunacaklar.

Fuarda Audi S5 Cabriolet, Hyundai i20, Renault Scenic, Toyota Corolla Verso gibi modeller de ilk kez sergilenecek.

Bayer'den Türkiye'de 469,8 milyon euroluk satış

7471856 A.A.

Bayer'in Türkiye'de 2008 yılı satışlarının, kura ve portföye göre düzeltilmiş rakamlar itibarıyla yüzde 4,8 artışla 469,8 milyon avro olarak gerçekleştiği bildirildi.

Bayer'den yapılan yazılı açıklamada, aynı dönemde şirketin çalışan sayısının da yüzde 8 artışla 1.604'e yükseldiği belirtilerek, Bayer'in Türkiye'deki toplam satışlarının yüzde 65'ini HealthCare biriminin gerçekleştirdiği, MaterialScience biriminin yüzde 21, CropScience biriminin ise yüzde 14 oranında katkı sağladığı kaydedildi.

Verilen bilgiye göre, Bayer HealthCare 2008 yılında kura ve portföye göre düzeltilmiş rakamlar itibarıyla yüzde 14,2 büyüdü. Şirket, ilaç pazarında kutu adedi olarak pazar ikinciliğini korurken, satış cirosu açısından yedinci sıraya yükseldi. Şirketin Topkapı ilaç fabrikasındaki üretimi, tarihinde ilk kez yıllık 100 milyon kutuyu geçerek rekor kırdı.
Bayer CropScience'ın satışları ise kura ve portföye göre düzeltilmiş rakamlar itibarıyla 2008 yılında yüzde 9,6 arttı. Bayer CropScience'ın Gebze'deki fabrikasından ihracat yapılan ülke sayısı 40'a yaklaştı.

Bayer'in ileri teknoloji ürünleri birimi Bayer MaterialScience'ın satışları ise mevcut küresel finansal ve ekonomik krizin kilit müşterilerinin bulunduğu sektörleri etkilemesi nedeniyle geriledi.

Bayer Türk Üst Yöneticisi (CEO) Sebastian Guth, finansal krize rağmen geleceğe umutla baktıklarını ifade ederek, şu görüşleri aktardı:

“Bayer Türkiye'deki 50 yılı aşan geçmişinde pek çok krize şahit oldu, ancak hiçbir zaman uzun vadeli hedef ve kararlarımızdan sapmadık. Nitekim, Ümraniye'deki genel merkezimize 2001 krizinden hemen sonra taşındık ve 2000 yılından bu yana Türkiye'de yaptığımız yatırımlar 40 milyon avroyu aştı.”

One Minute' çorap markası oldu

7471881 Halife YALÇINKAYA- Kaan GÜZEL/SİVAS, (DHA)

SİVAS'ta çorap üretim ve satışı yapan bir firma tarafından üretilen ‘One Minute' çorapları ilgi gördü.

Firma yetkilileri Başbakan Erdoğan'ın Davos zirvesinde söylediği ‘One Minute' sözlerini çorap markasına dönüştürdü.

Atatürk Caddesi'nde hizmet veren ‘Yıldırım Çorap' yetkilileri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos zirvesinde söylediği ‘One Minute' sözlerini çorap markasına dönüştürdü. ‘One Minute' markalı çoraplar üreten yetkililer halkın çoraplara büyük ilgi gösterdiğini belirti.

1 TL’den satışa sonulan çorapların ön yüzünde ‘One Minute' baskısı yer alırken, alt kısmında ise saatin 1 olduğunu gösteren logo yer alıyor. Mağaza sorumlusu Mehmet Özkan, şöyle dedi:
“Bu olay başbakanın Davos'taki çıkışından sonra aklımıza geldi. Bu sıralarda çok gündemde olduğu için personel müdürümüz ‘Böyle bir şey yapalım' dedi. Çorapları satışa çıkaralı bir hafta oldu. Olumlu tepkiler aldık. Biraz espirili yaklaşarak çorabın fiyatını soruyorlar. Satışlarımız şu anda çok iyi. Kriz ortamında değişik bir fikir olduğu için işlerimiz canlanısın reklam olsun açısından iyi oldu.”

Bu zamanda otomobil alınır mı?

Eren Güler / hurriyet.com.tr

Fiat İş Birim direktörü Okan Baş ile yaptığımız röportajın ikinci ve son bölümünü aşağıda okuyabilirsiniz...

I. Bölüm: Yeni sistemle yakıt tüketimini azaltacak

- Ticaride en çok hangi aracı sattınız?

En çok Fiorino sattık. Zaten onun türünde bir araç daha önce pazarda yoktu. Kendi başına bir segment yarattı. Herhangi bir eski modelin yerine çıkarılmış, yenilenmiş bir ürün değil. Kendine özgü stili ile çıktı ve çok başarılı oldu.

Zaten artık ticari tarafta sadece rasyonel faydalar yeterli görülmüyor ve müşteri beklentileri sürekli olarak artıyor. Bu anlamda daha konforlu ve duyusal olarak da daha seveceği bir model olması önem kazanıyor. Fiorino'nun bu duygusal ilişkiyi kurduğunu düşünüyoruz.

Alanlar da en çok tasarımını ve stilini beğeniyor.

Eren GÜLER YAZIYOR

- Satışlarda dizel/benzinli oranı nedir?

Aşağı yukarı yarı yarıya diyebiliriz. Ama son dönemde dizelle benzin arasındaki makasın kapanması dizelin biraz daha az tercih edilmesine neden oluyor. Benzinli araçlar lehine 2-3 puanlık bir oynama meydana geldi. 

- Fiat 500'ün Türkiye performansı nasıl?

Bizim beklentimiz adetsel olarak çok satmak değil zaten. Çünkü Türkiye pazarında bu tip araçlara ilgi fazla değil. Ama Fiat markasının müşteri gözündeki algısına ve imajına önemli katkılar yaptığını düşünüyoruz.

Fiat 500 fotoğrafları

- En önemli özelliği nedir?

Tasarımı çok özel bir kere. Ayrıca Avrupa'da ikonik bir araç. 1950'lerde çok ciddi başarılar sağlamış, o dönemin jenerasyonunun unutamadığı bir araç. Nostaljik değeri de var. Trend ve kendine öz bir kişiliği var. Bu insanları çok cezbediyor. Ayrıca boyutları itibariyle metropol yaşamına çok uygun. O boyuttaki bir araç ilk kez çarpışma testinde 5 yıldız aldı, bunu da ekleyelim.

- Dünyada en çok satan Fiat modeli nedir?

En çok satan modeli Panda. Bizde de var ama o segment, yani A segmenti toplam pazarın sadece yüzde 1'i. Panda'yı Grande Punto ve Fiat 500 izliyor.

Türkiye'de ise Linea, Albea ve Grande Punto diye gidiyor...

- Bu sene toplam otomotiv pazarı nasıl olur?

Bu sene biraz farklı başladı. Birdenbire talep düşünce pazar yıla büyük bir stokla girdi. Ama biz stoğu çok iyi yönettik ve stok baskısı yaşamadık. Bizim burada bir avantajımız da şuydu: Ağırlıklı olarak yerli ürettiğimiz malları satmamız daha hızlı reaksiyon vermemizi sağladı. İthalat ağırlıklı olan noktalarda bu hız olmadı doğal olarak.

2009'da pazar çok parlak olmaz. Ama 2001'deki gibi çakıldığımız bir yıl da olmayacak, bir durgunluk olacak. Bunu sonucunda toplam pazarda 375 bin araç satılmasını beklliyoruz. Ama burada yüzde 10-20 artı eksi olabilir.

- Fiat olarak özel bir strateji uygulayacak mısınız?

Aslında şu anda çok ciddi fırsatlar var ve biz de fazla abartmadan doğru bir şekilde yapacağımız kampanyalarla müşterilere ulaşacağız. Burada önceden Fiat alan müşterilerimizi de küstürmeden, rencide etmeden avantajlarımızı onların önüne süreceğiz.

Bir de pazarı çok kısa dönemli takip ederek strateji belirliyoruz. Bu dengeli yaklaşım bütün yıl boyunca devam edecek.

- 2009 için yeni bir model var mı?

Bu sene Albea'da yeni bir versiyonumuz olacak. Mart ayında piyasaya süreceğiz. Linea'nın da yeni motoru geliyor. Ayrıca Fiat 500'ün Abarth motor ve Cabrio versiyonunlarını getireceğiz.

- Özel ilgi göstereceğiniz bir model olacak mı?

/_np/4754/7464754.jpgOtomobil tarafında Linea ve Albea olacak. Bravo'yu da biraz itebiliriz. Ticari araçlarda da ayırt etme yapmasak da öne çıkacak ürünler Fiorino ve Doblo olacak.

- Otomobil fiyatları ne olur?

Bir kere şunu söyleyeyim, çok avantajlı bir dönem yaşıyoruz. Her marka yaşanan krizden farklı bir şekilde etkileniyor ve tüketici için çok uygun ürünler var. Ben otomobil alımı için çok doğru bir dönem olduğunu düşünüyorum.7457594

- Önümüzdeki dönemde artar anlamına mı geliyor?

Önümüzdeki dönemde fiyatların artma eğilimi olacak çünkü artan kurlarla birlikte maliyet baskısı da çok yükseldi.

- Pazar ne zaman canlanır?

Çok görüş var ama bence birşey söylemek çok fazla spekülasyon olur, kehanettir... 6 ay sonra canlanır desem neye göre? Var mı öyle bir veri, yok... Kimsenin elinde yok. Ama eninde sonunda bu durgunluk yukarı doğru çıkışa verecek.

Türkiye'nin klima devi satıldı

7465830 Eren Güler / hurriyet.com.tr

Türkiye ticari araç klima ve soğutucu pazarının yüzde 70'ine hakim olan ve aynı zamanda

TCDD'nin tüm vagonlarına klima veren Safkar el değiştirdi.

ABD'li soğutucu devi Termoking ile satış görüşmeleri son anda iptal olan İzmirli Safkar, yine bir

İzmir firması olan ABAŞ Şirketler Grubu'na satıldı.

1994 yılından bu yana esas olarak betonarme ve prefabrik yapı elemanları sektöründe faaliyet

gösteren ABAŞ, geçtiğimiz ekim ayında savunma sanayi şirketi Teksav'ı da almıştı. ABAŞ'ın ayrıca

İzmir'de iki petrol istasyonu ve bir dış ticaret şirketi bulunuyor.

"SAFKAR İZMİR'DE KALDI"

ABAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Abdi Merttürk, hurriyet.com.tr'ye yaptığı açıklamada,

"Ben de İzmirliyim ve Safkar İzmir'de kaldı" dedi.

Farklı bir sektör olmasına karşın bir süredir soğutma sektöründe bir arayış içerinde olduklarını

söyleyen Merttürk, bundan 1.5-2 yıl önce de başka bir firma ile görüşmeler yürüttüklerini anlattı.

İÇİMİZ CIZ EDİYORDU

AÇIK ARA PAZAR LİDERİ

Ticari araç klimaları, frigofrik kasa soğutucuları ve raylı sistem klimaları konusunda hizmet veren Safkar'ın kendi segmentinde yüzde 70 pazar payı bulunuyor. 1988 yılında kurulan ve 300'ü aşkın kişiye istihdam sağlayan Safkar'ın Türkiye'de 66, yurtdışında ise 30 bayiisi bulunuyor. 33 ülkeye ihracat yapan Safkar'ın ilk otobüs kliması, savunma sanayi araçları için ilk klima ünitesi, ilk ambulans kliması, ilk şehirlerarası yolcu vagonu klima ünitesi, ilk demiryolu aracı kliması gibi ilkleri bulunuyor.

Gelinen noktada yollarının Safkar ile kesiştiğini ifade eden Merttürk, şöyle konuştu:

"Safkar bizden önce ABD'li Termoking ile satış için görüşüyordu. Ama bizim bu görüşmeleri gördükçe içimiz cız ediyordu. Son noktada anlaşma sağlanamayınca, önceden gelen ilişkilerimiz de vardı ve biz masaya oturduk. Safkar'ın ortağa ihtiyacı vardı ve bizim de likit pozisyonumuz iyiydi. Sonuçta anlaştık ve hayal ettiğimiz yere geldik oturduk."

Şirketin yüzde 60 hissesine hakim olduklarını belirten Merttürk, sermaye artırımı ile birlikte bu operasyonun kendilerine 11 milyon TL'ye mal olduğunu kaydetti.

Merttürk kalan yüzde 40 hissenin de şirketin üç eski sahibine ait olduğunu ifade etti.

AVRUPA'DA ŞİRKET PEŞİNDE

Safkar'ı aldıktan sonra hızla operasyonlara devam ettiklerini belirten Merttürk, şu anda da Avrupa'nın önde gelen araç soğutucu firmalarından biri ile pazarlık halinde olduklarını vurguladı.

Merttürk, "Şimdi ilk hedefimiz o büyük markayı satın almak. Görüşmeler başladı ve şu anda devam ediyor. Avrupa'da yaşanan kriz de bu noktada bizim işimizi kolaylaştırıyor" dedi.

Türkiye'de pazarın yüzde 70 hakimi olduklarını ve bundan sonra yurtdışına da ağırlık vereceklerini kaydeden Merttürk, başta Güney Afrika olmak üzere Afrika bölgesi ve diğer yerlerde Safkar bayilerinin sayılarını artıracaklarını söyledi. Merttürk, amaçlarının Safkar'ı dünya markası haline getirmek olduğuna işaret etti.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın (TCDD) bütün klimalarını Safkar'ın verdiğini anlatan Merttürk, önümüzdeki dönemde metrolara ve toplu taşım vagonlarına da klima vereceklerini belirtti.

TEKSAV'I DA ALDI

Safkar'dan önce bir savunma sanayi şirketi olan Teksav'ın da çoğunluk hssesini aldıklarını anlatan Merttürk, şöyle devam etti:

"Şimdi Pakistan ordusundaki 1500 tanka yangın önleyici sistemler takacağız. İhalesini aldık ve 70 milyon

dolarlık bu projenin süresi 5 yıl olacak. Ayrıca uzaktan kumandali tahrip sistemleri konusunda çalışmalar var.

Sivil proje olarak da yaşlıların düşüp kalça kırmasını engelleyecek bir elektronik etek üzerinde çalışıyoruz."

Kriz yatırımlarının artık bittiğini söyleyen Merttürk, bundan sonra mevcut şirketleri büyütmeye

odaklanacaklarını belirtti.

 
:Hürriyet

küçük bir çocuk

Dinle oğlum: Bunları sen küçük ellerinden biri çenenin altında
yumruk olmuş, sarı saçların terden ıslanmış, alnına yapışmış
bir halde uyurken söylüyorum.


Odana gizlice, tek başıma girdim.

Sadece birkaç dakika önce, kütüphanede oturmuş gazetemi
okurken, güçlü bir pişmanlık dalgası her tarafımı sardı.


Suçluluk içinde kalkıp, yatağının başucuna geldim.

Düşündüklerim şunlardı oğlum: Sana kızmıştım. Okula gitmek için
hazırlanırken, yüzünü havluyla şöyle bir sildin diye sana bağırmış,
ayakkabılarını temizlemediğin için seni azarlamıştım.


Eşyalarını yere attığın için öfke içinde haykırmıştım.

Kahvaltıda da hata buldum. İçeceklerini etrafa sıçrattın,
yiyeceklerini alel acele yedin. Dirseklerini masaya koydun,
ekmeğine tereyağını çok kalın bir tabaka halinde sürdün. Sen
oynamak, ben de trene yetişmek için çıkarken, bana döndün,
elini salladın ''Güle güle baba'' dedin. Ben ise irkildim ve
''omuzlarını dik tut'' cevabını verdim.


Öğleden sonranın geç saatlerinde herşey yeniden başladı.

Eve gelirken seni dizlerinin üstünde eğilmiş, misket oynarken
gördüm. Çoraplarında delikler vardı. Seni arkadaşlarının önünde,
benimle eve gelmeye zorlayarak aşağıladım. Çoraplar çok
pahalıydı ve eğer parası senin cebinden çıkıyor olsaydı,
daha dikkatli olurdun. Bir düşün oğlum, bunlar bir babanın lâfları.


Daha sonra, ben kütüphanede okurken, gözlerinde
acı dolu bir bakışla nasıl çekingen çekingen içeri girdiğini
hatırlıyor musun? Gazetenin üstünden, rahatsız edilmiş
olmanın verdiği sıkıntıyla sana baktığımda, kapıda durakladın.
Ben ise ''ne istiyorsun'' diye kükredim.


Hiç birşey söylemedin ama aceleyle bana doğru koştun, kollarını
boynuma dolayıp beni öptün. Küçük kolların Tanrı'nın yüreğine
yerleştirdiği, sana yaptıklarımın bile solduramadığı o büyük sevgiyle
boynumu sıkıyordu. Sonra koşa koşa merdivenlerden çıkıp gittin.


Evet oğlum, bundan hemen sonra gazetem ellerimden kaydı ve
müthiş bir korku her yanımı sardı. Adetlerim bana neler yaptırıyor?


Hata bulma adetim, azarlama adetim. Sana bir çocuk olduğun
için verdiğim ödül bu mu? Seni sevmediğimden değil
ama bir çocuktan çok fazla şey beklemiştim.


Seni kendi ölçütlerimle değerlendirmeye kalkıyordum.

Oysa karakterinin o kadar iyi o kadar güzel yanları vardı ki.

Küçük yüreğin, dağların ardından söken şafak kadar büyüktü.
Ve bunu gelip bana iyi geceler öpücüğü vererek gösterdin.


Bu akşam başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta
yatağının başucuna geldim ve utanç içinde diz çöktüm.


Bu çok yetersiz bir af dileme çabası. Bunları sana sen
uyanıkken söylersem anlamayacağını biliyorum.


Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle dost olacak, sen
acı çektiğinde bende çekecek, sen güldüğünde ben de güleceğim.


İçimden kötü sözler etmek geldiğinde dilimi ısıracağım.
Sonra kendime hep şu sözleri söyleyeceğim:


O sadece bir çocuk, küçük bir çocuk.

Korkarım seni sanki bir yetişkinmişsin gibi gördüm.
Ama şimdi seni yatağında dertop olmuş, yorgun, uyurken
görüyorum da oğlum, hâlâ bir bebek olduğunu anlıyorum.


Daha dün başını omzunun üstüne koyduğun anneciğinin
kucağındaydın. Senden çok fazla şey bekledim, çok fazla...


W. Livingston Larned

Hayalimdeki Okul

Aşağıdaki yazı ilköğretim 5 sınıf öğrencisinin kompozisyon ödevidir.Ödev ve özellikle öğrenci tamamiyle gerçektir )

HAYALİMDEKİ OKUL

Benim hayalimdeki okulda, tenefüsler 1 saat olsun. Dersler en iyi şekilde olsun. Deney dersleri çok heyecanlı olsun.
İstediğimiz her şeyi yapmak isterim.
Bu okulda bir sinema salonu olmasını ve herkesin sinema gözlükleri, sınırsız patlamış mısırları ve içecekleri,yiyecekeleri olan kafeteryası olmasını isterim.
Bu okulda öğrenciler
Tenefüslerde boşsa playstation oynayabilir,
televizyon seyredebilir,
yüzebilir,
basket ve futbol oynayabilir,
tracking parkurunda yarışabilir,
ormanda gezinebilir,
hayvanat bahçesinde hayvanlara bakıp onlara yem verebilir,
balıkların içinde yüzebilir, gokart arabalarıyla yarışmak istediğin zaman mekanik abralarla yarışabilir,
tekne gezintisine çıkabilir,
spor etkinliklerinde oynayabilir,
doğayla temas edebilir,
bitki yetiştirebilir,
okula hayvan getirebilir,
surf yapabilir,
dağa tırmanabilir,
oyun parkında oynayabilir,
apartman yapabilmek için plan yapabilir,
resim yapabilir,
kitap okuyabilir,
satranç oynayabilir,
CD alabilir,
kutu oyunu oynayabilir,
kart oyunu oynayabilir,
ödevlerini yapabilir,
araba kullanabilir,
stres atabilir,
büyükler araba yapabilir,
çocuklar lego ile oynayabilir,
uçaktan paraşütle atlayabilir,
ve okul bedava olabilir.

A.K.
İstanbul