>6 "ankara" etiketi kullanan gönderi
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kenanca

6 "ankara" etiketi kullanan gönderi "ankara" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

ÖKÜZGÖZÜ ÜZÜMÜ PATENT ALDI

Elazığ, Ege Bölgesi'nden sonra ''Anadolu'nun üzüm ambarı'' olarak biliniyor. Sadece Elazığ ve çevresinde istenilen özellikte yetişen ''Öküzgözü'' üzüm çeşidi, ''coğrafi işaret belgesi'' aldı. Özellikle şarapçılık sektöründe bir marka olan Öküzgözü, böylece bölgesel bir üne de sahip oldu.

Üreticiler, Elazığ'a özgü Öküzgözü, Boğazkere, Köhni ve Kösetevek üzüm çeşitlerinden üretilecek şarapla dünya piyasasında yer almayı hedefliyor.

KOCAELİ'NİN ''EŞME AYVASI''

Kocaeli'nin doğusunda bulunan Eşme beldesinde üretilen Eşme ayvası gerek yurt içinde gerek yurt dışında aranan meyve türü.

Limon ayvası olarak da bilinen Eşme ayvası meyveleri yuvarlak, sap tarafına doğru uzunca, kabuk limon sarısı renkte. Meyve eti sarımtırak, gevrek, bol sulu ve mayhoş.

Ayvanın, ishal ve dizanteriyi kestiği, mide ve bağırsakları kuvvetlendirdiği, ince bağırsak iltihabını giderdiği kanı temizlediği ve kalp çarpıntısını dindirdiği biliniyor.

ERZURUM'DA ELMA ÜRETİMİ

Erzurum'da elma üretimi özellikle Karadeniz Bölgesi'ne yakın olan İspir, Tortum ve Uzundere ilçelerinde yapılıyor.

İlde hayvancılık faaliyetlerinin yaygın olması nedeniyle halk daha çok tahıl ürünleri ve kaba yem yetiştiriciliğine önem veriyor. Erzurum'da elmanın yanı sıra 3 bin 993 dekarlık alanda yıllık 3 bin 146 ton ceviz, bin 679 dekarlık alanda yıllık 2 bin 330 ton dut üretiliyor.

KARS'TA ''KAYISI'' ŞENLİKLERİ

Kars'ın Kağızman ilçesinde üretilen kayısı İstanbul, Ankara, Bursa, Trabzon gibi illere pazarlanıyor. İl genelinde kayısının yıllık üretim miktarı 10-12 bin ton arasında değişiyor.

Bazı üreticiler tarafından kurutularak da satılan, selüloz yönünden zengin olan kayısı, sağlıklı beslenmede önemli bir yere sahip. Kayısı üretimi ile öne çıkan Kağızman'da 1968 yılından beri kayısı şenlikleri düzenleniyor.

Atatürk'ün gerçek oğlu mu?

Can Dündar’ın 110 dakikalık filminde, 5-10 saniyelik bir bölüm de çok tartışılacak. Burada Mustafa Kemal’in 1916’da Doğu’da görevliyken 8 yaşındaki Abdurrahim’i evlat edindiği belirtiliyor. Ata’yla yerel giysiler içindeki Abdurrahim’in fotoğrafına yer veriliyor. Ancak Dündar’ın Abdurrahim Tunçak’la 1998’de ölmeden önce buluştuğunda, ”Atatürk’e çok benziyorsunuz, gerçek oğlu musunuz?“ diye sorunca şu yanıtı almıştı: ” Bazı sırlar benimle mezara gidecek, lütfen buna saygı gösterin.

Abdurrahim’i Atatürk’ün Van’da görüp evlat edindi. İstanbul’da Zübeyde Hanım’ın yanına yerleştirdi. Abdrrahim, Makbule Hanım ile kendisinden 13 yaş büyük olan Fikriye Hanım’ı abla bildi. Berlin Üniversitesi’nde okuyan Ata’nın manevi oğlu elektrik mühendisi oldu ve Ankara Elektrik ve Havagazı İşletmesi’nde çalışmaya başladı. Yaşlılığında Atatürk’e benzeyen Abdurrahim Tunçak, mütevazı bir yaşamın sonunda, sırlarıyla 1998’de 90 yaşında vefat etti.

:Milliyet

Kanser taramaları artık ücretsiz

Yeni Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile artık meme, rahim ağzı, prostat ve kolon kanseri taramaları, Sağlık Bakanlığı'na bağlı Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ücretsiz yaptırılabilecek.

1 Ekim'de yürürlüğe giren SUT'a göre, kanserin erken teşhisine yönelik tetkikler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak erken tanı ve tedaviye yönelik sağlık hizmetleri kapsamına alındı.

Buna göre, KETEM tarafından yapılmak şartıyla; şu işlemler SGK kapsamındaki kişiler için ücretsiz hale getirildi:

-KETEM'lerde sürdürülen "Kadınlarda meme kanseri tarama programı" kapsamında, 50-69 yaş arası kadınlara; her yıl yapılacak muayene, 2 yıl aralıklarla yapılacak mamografi çekimi,gerek görülen vakalarda meme ultrasonografisi.
-KETEM tarafından sürdürülen "Kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri tarama programı" kapsamında, 20 yaş üstü kadınlara; her yıl yapılacak muayene ile birlikte pap smear tetkiki, gerekli görülen vakalarda kolposkopi tetkiki.
-Kolorektal kanserler için 50-74 yaş arası erkek ve kadınlarda her yıl yapılacak "Gaitada gizli kan tetkikleri".
-Prostat kanserleri için 50 yaş üstü erkeklere her yıl yapılacak "PSA (Prostat Spesifik Antijen) tetkikleri".

"Dönüm noktası"

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, yeni uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada, yeni SUT ile kanserin erken tanısına yönelik önemli bir zihniyet değişikliğinin hayata geçirildiğini söyledi.

Daha önce, kanser taraması için yapılan tetkiklerin geri ödeme kapsamında bulunmadığını kaydeden Tuncer, "1 Ekimde yürürlüğe giren SUT, ülkemizde kanserle mücadelede bir dönüm noktasıdır, dev bir adımdır" dedi.

2003 yılında Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, dünya genelinde meme, rahim ağzı, kolon ve bağırsak kanserlerinin taramasının yapılmasına ilişkin bir deklarasyon yayımlandığını anlatan Tuncer, KETEM'lerde yürütülen tarama programını buna göre inşa ettiklerini belirtti.

Bugüne kadar taramaların daha çok dar kapsamlı, pilot bölgelerde yürütüldüğünü kaydeden Tuncer, "Artık yeni uygulamayla ülkemizde her kadına meme ve rahim ağzı; hem kadın hem de erkeklere kolon kanserinin tanısına yönelik taramalar ve gerektiğinde ileri tetkikler ücretsiz yapılacak. Bu taramalar kanseri yok ediyor. Çünkü, bu tetkikler sayesinde kanser öncesi lezyonlar tespit edilebildiği için, kanser gelişmeden önlenebiliyor. Bu nedenle 49 yaş üstündeki her kadının her yıl meme muayenesi, 2 yılda bir ise mamografi, 20 yaşını aşmış ve cinsel yaşamı başlamış kadınların yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, 50 yaş üstü erkeklerin prostat kanseri için her yıl PSA, 50 yaşını aşmış herkesin yılda bir dışkıda kan tetkikiyle kolon kanseri taraması yaptırmasını öneriyoruz" dedi.

Her ile en az 1 KETEM

Halen ülke genelinde 53 KETEM bulunduğunu, bu yıl içinde bunların sayısının 84'e çıkarılmasının ve her ilde en az 1 KETEM bulunmasının hedeflendiğini bildiren Tuncer, zamanla bazı illere yeni merkezler açılacağını söyledi.

Tuncer, vatandaşların KETEM'lerle ilgili bilgileri Sağlık Bakanlığı'nın internet sayfası üzerinden kısa bir süre sonra edinebileceklerini kaydetti.

Tuncer, "Ülkemizde kanser konusunda çalışan uzman sayısı yetersiz olduğu için KETEM'lerde görevli ya da buralarla ilişkili çalışan kadın doğum uzmanı, patolog, genel cerrah ve aile hekimlerinin kanser tanı ve tedavisinde rol alabilecek donanıma sahip olması için bir çalışma yürütüyoruz. Bu hekimlerin yanı sıra ebe ve hemşirelerimizi eğitiyoruz. Sorunun yerinden çözümü için gereken önlemleri alıyoruz. Uygulamada başlarda bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Bu nedenle vatandaşlarımızdan biraz sabırlı olmalarını istiyoruz" dedi.

Referans laboratuvarı

Ankara Zübeyde Hanım Doğumevi'nde rahim ağzı taramaları için bir referans laboratuvarı oluşturulduğunu belirten Tuncer, burada rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma Virüs'ün (HPV) moleküler tarzda araştırılıp, alt gruplarının belirlenebileceğini, böylece rahim ağzı kanserine yol açan tüm etkenlerin saptanabileceğini söyledi.

Tuncer, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin gibi Güney ve Batı bölgelerinde bulunan, hava sıcaklıklarının özellikle yaz aylarında yüksek seyrettiği illerde deri kanseri taramalarının da ücretsiz yapılabilmesi amacıyla geri ödeme kapsamına alınması için SGK ve Maliye Bakanlığı nezdinde girişimlerde
bulunduklarını bildirdi.

Öldüren sekse müebbet hapis

Nurettin KURT / ANKARA
 
 
Ankara’da iki yıl önce bir otel odasında hayatını kaybeden Ebru E.’nin ölümüyle ilgili soruşturma tamamlandı.

Savcılık, genç kızın ölümüne, ilk cinsel ilişki sırasında yaşadığı ağır travmanın yol açtığını ve 24 yaşındaki sevgilisi Alper O.’nun bu olayda sorumlu olduğunu belirterek ağır ceza mahkemesinde dava açtı. Cumhuriyet Savcısı Hakan Kızılarslan tarafından hazırlanan iddianamede olay şöyle anlatıldı:

Çelişkili ifadeler

"Olay günü Alper O. ile Ebru E. birlikte otele gittiler. Bir süre sonra Alper O., görevlilere, Ebru’nun kafasını ranzaya çarparak yaralandığını söyleyerek yardım istedi. Çıplak olan mağdure giydirilerek İbni Sina Hastanesi’ne kaldırıldı ve burada hayatını kaybetti. Soruşturmada şüpheli çelişkili ifadeler verdi. Savcılık ifadesinde de mağdure ile cinsel ilişki kurduğunu, genç kızın duşa girdiğinde bayıldığını söyledi.

Ebru E.’ye yapılan otopside kesin ölüm nedenine ulaşılamadı. Adalet Bakanlığı 1. İhtisas Kurulu’ndan alınan raporda ise "maktulenin olay günü bekáretini kaybettiği, kanda uyuşturucu madde ve alkol bulunmadığı, vücut üzerinde darp ve cebir izi oluşturacak başka bir delil bulunmadığı, ölümünün beynin oksijensiz kalması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği" belirtildi.

Kasten güç uyguladı

Henüz 18 yaşında ve muhtemelen ilk cinsel birleşmesini yaşamakta olan maktuleye isteği içinde olsa bile travma yaratmayacak şekilde ilişki kurmak zorunda olan şüphelinin, bu zorunlulukları göstermeksizin mağdurede gerek kan kaybı ve devamında şok, gerekse korku, ağrı sonrası gelişebilecek serebral iskemi (beyne gelen kan akımının azalması veya kesilmesi) yaratacak şekilde kasten güç uyguladığı anlaşılmaktadır. Olayda, şüpheliye yönelik olarak TCK’nın 83. maddesinde (kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi) belirtilen suçun unsurlarının oluşturduğu görülmektedir.

Şiddet yok ihmal var

Maktülün rızasıyla şüpheli ile ilişkiye girdiği, olayda cebir, şiddet kullanılarak cinsel istismar suçuna ilişkin bulgulara rastlanmadığı, aynı şekilde cinsel ilişki sırasında maktulede bu tür bir travma yaratacak şekilde ağır fiziki baskı uygulayan şüphelinin tedbirsizlik veya dikkatsizliğinden bahsedilemeyeceği, ancak sonuçta ölümü istememesine karşın ilişki kurduğu sırada insani ve cinsel kurallar gereği yükümlü olduğu şekilde hareket etmemek suretiyle ölüme neden olmaktan sorumlu tutulabileceği anlaşılmıştır."

Hürriyet

Özelleştirmeye Danıştay vetosu

Danıştay, 9 otoyol ve 2 boğaz köprüsünün, işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulunun (ÖYK) 19 Nisan 2007 tarihli kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), 9 otoyol ve 2 boğaz köprüsünün işletme hakkı devri yöntemiyle 31 Aralık 2008'e kadar özelleştirilmesine ilişkin ÖYK kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Adli tatil olduğu için Danıştay 13. Dairesi yerine Danıştay Nöbetçi Dairesi, istemin ilk incelmesini yaptı. Nöbetçi heyeti, söz konusu ÖYK kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

Heyetin gerekçesinde, otoyolların ve bu otoyollar üzerinde bulanan hizmet tesisleri ile köprülerin özelleştirilmesi sürecinde, öncelikle ilgili yasalarda özelleştirmeye olanak tanıyacak değişikliklerin yapılarak, otoyol ve köprü özelleştirmelerinin kapsam ve sınırlarının yeniden tanımlanması ve özelleştirme sonrasında işletici ve kamu otoritesinin yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi gerektiği vurgulandı.

Gerekçede, Karayolları Genel Müdürlüğünün yapım, bakım, onarım ve işletimini üstlendiği hizmet üretim birimi olan otoyolların, köprüler ve bunlar üzerinde yer alan tesislerin, 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nda öngörülen hukuki yönden özelleştirmeye hazırlık işlemleri, yasal altyapısı tamamlanmadan özelleştirme programına alınması mümkün olmadığından ÖYK'nın dava konusu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı kaydedildi.

Davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.

ÖYK KARARI

ÖYK kararında, Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, İzmir-Çeşme, İzmir-Aydın Otoyolları ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinin bağlantı yollarıyla birlikte özelleştirme programına alınması, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu, İzmir ve Ankara Çevre Otoyolunun bağlantı yollarıyla birlikte doğrudan özelleştirme programına alınması öngörülüyordu. Karar ile ayrıca, söz konusu otoyollar ve köprüler üzerindeki otoyol hizmet tesisleri ile bakım işletme ve ücret toplama merkezlerinin doğrudan özelleştirme programına alınması amaçlanıyordu. Özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2008 tarihine kadar tamamlanması planlanıyordu.

AA

Erdoğan'ın prensi parayı buldu!!!

Beş yılda nasıl trilyonlar kazandı?

Beş yıl önceye kadar düz memurdu! Birden özel kalem müdürü oldu sonra zenginledi de zenginledi. Şimdi yatları katları var!

Beş yıl süreyle Başbakan Erdoğan'ın Özel kalem Müdürlüğünü yapan ve altı ay önce görevinden ve memuriyetten istifa eden Hikmet Bulduk, son 4 yıl içinde değeri trilyonları bulan 5 ayrı gayrimenkul almış.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Özel kalem Müdürlüğü görevinden sürpriz biçimde ayrılan ve memuriyet görevinden de istifa eden Hikmet Bulduk'a ait mal varlığı, CHP tarafından TBMM'ye getirildi.
Beş yıl süreyle Erdoğan'a en yakın isim olan ve ‘'Kara Kutu'' olarak tanımlanan Bulduk'un, son 4 yıl içinde değeri trilyonları bulan 5 ayrı gayrimenkul satın aldığı belirtildi. CHP Grup Başkanvekili İstanbul milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun araştırmasına göre, Bulduk eşine de İstanbul'daki lüks Gardenya Plaza'da da bir ev alırken, eşi İstanbul da bir restoranlar zincirine de ortak oldu. Kılıçdaroğlu, Bulduk'un son 4 yıl içinde, üçü İstanbul'da biri Ankara'da biri de Gebze'de olmak üzere 5 değerli gayrimenkul edindiğini belirterek bu mal varlığını da şöyle açıkladı:

- Kadıköy Erenköy'de bağımsız daire
- Kadıköy Küçükbakkalköy Gardenya 7 Plaza sitesinde mesken ( 11 Temmuz 2007 günü alındı)
- Ankara Çayyolu semtinde mesken ( 22 Ekim 2007 günü alındı)
- Gebze Birinci Bölgede mesken ( 5 Temmuz 2004 günü alındı)
- Kadıköy Erenköy'de mesken ( 25 Mayıs 2004 tarihinde alındı)

MİRAS MI KALDI ?
Kılıçdaroğlu bu konuda TBMM başkanlığına bir soru önergesi de verdi. Başbakan Erdoğan tarafından cevaplandırılması istenen önergede ‘'Bulduk'un göreve başladığı tarihteki mal bildirimi incelenmiş midir?'' diye sordu. İstanbul, Ankara ve Gebze'deki gayrimenkullerin kaynağını da soran Kılıçdaroğlu, ‘' Hikmet Bılduk'a ve eşine, bu süreçte miras kalmış mıdır ? Bu malları aylık maaşı ile nasıl elde edebilmiştir ? Mal varlığındaki olağanüstü artış araştırılmış mıdır?'' sorularına da cevap istedi.

Bulduk, 2002 seçimlerinden sonra Erdoğan'ın Başbakan olması ile birlikte Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü görevine getirilmiş ve 5 yıl süreyle de bu görevi yürütmüştü. CHP'li Kılıçdaroğlu, daha önce de Bulduk için, Ankara'daki Zirvekent sitesinde 2 bin 500 dolara bir lojman kiralandığını ve kiranın Başbakanlık tarafından ödendiğini öne sürmüştü. Hikmet Bulduk ise ‘'Verilemeyecek hesabım yok'' diyerek kendisini savunmuştu. Bulduk altı ay önceki sürpriz istifası için konuşmamış ve memuriyet görevinden de istifa ettiği belirlenmişti.

Gazeteport